bizim evin halleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bizim evin halleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Mayıs 2013 Çarşamba

Biz buralarda yokken

Biz buralarda yokken;


Aşilin 4 tane güzeller güzeli yavrusu oldu.1 tanesini ne yazık ki kaybettik.Diğer üç afacan da 3 ay kadar annelerini emip yeni yuvalarına yerleştiler bile.


Buralara bahar geldi.




Ansızın da yaz.

Eğlendik,güldük,


Hüzünlendik,


Emek mücadelesinde,emekçilerin yanında olmayı,


Ve böylesine naif bir özrün insanın  yüreğine nasıl dokunabileceğini öğrendik.





18 Mart 2013 Pazartesi

Değişim

Buraları bir türlü sevemediğimi söylemiş miydim?1 yıl 5 ay oldu buraya taşınalı.Her fırsatta gitmenin,arkama bakmadan,yaşanılanları yaşanmamış varsayarak gitmenin hayalini kurdum tamı tamına 1 yıl 5 aydır.
Ve 1 hafta önce yine yine yeniden tayinimiz çıktı.Ölesiye nefret ettiğim buradan giderken üzüleceğim ise hiç ama hiç aklıma gelmezdi.Kendimden hiç ummazdım,ama oldu üzüldüm,sevdiğim dostlarımla ağlaştım.Belirsizlikten korktum daha iyi olacağına dair kendimi avuttum.
Önümüzde ki 3 ay ise Alisiz yaşamayı öğreneceğiz.İlk gece zordu mahsunlaştık,Talişe baktıkça daha da hüzünlendim.Babamı özledim dedikçe içim acıdı,bu gece mi?Çok daha iyiyiz.Babamı özledim serzenişlerine alıştım sanırım.
Talya 'nın 6 yıllık hayatında 5.kez  okulunu değiştirmek zorunda kalmasını ise hiç ama hiç düşünmemeye çalışıyorum.

2 Kasım 2012 Cuma

"t" Krizi

Kriz var hemde en bi kocamanından..Biz ailecek bu duruma kısaca "t" krizi adını verdik.Aman ne ala bizim öğretmen yazma çizme işlerine başlamadı  derken öğretmen yazma işine bodoslama daldı.Hemde ne dalış.Her allahın günü sayfalarca harf çalışması ile ömrümüzü yedi."e" yi sorunsuz atlattık einstein doğurmuşum anasını satayım diye kasım kasım kasılırken tepe üstü çakıldık bu lanet"t" yüzünden.
Çelik gibi sinirlere sahip olan Ali bile maksimum 15 dakika dayanabiliyor bu ders çalışma işkencesine.Ağlamalar,tepinmeler,tehditler havada uçuyor gören duyan kuantum fiziği çalışıyoruz sanar.Len epi topu bir sayfa "t" yazacaksın ne kadar zor olabilir ki.
Okumada sorun yok,her ne kadar henüz okuma çalışmalarına başlamasalar da 1. grup ve 2. grup harfleriyle mırıl mırıl okuyor .Ama yaz evladım dediğiniz anda şirazeden çıkıyor cüce.
Birde okulumuzda ki tek sosyal aktivite olan halk oyunu çalışmalarına başladık.Cemile oynamayı bilmeyen tek çocuk olarak,her Burdur lunun anasının karnında öğrenerek çıktığı,  Gaydırıgubak Cemile'yi öğrenmeye çalışıyor.
Şimdilik t" krizini şiddetli baş ağrıları ve zedelenen özgüven ile atlattığımızı varsayıyorum.Ve gelecek yeni harflerden deli gibi tırsıyorum.
Cemile de  ne ola diyenler için....Cemilem

24 Nisan 2012 Salı

Geldi bahar ayları gevşer gönül yayları

Ne yaptık tüm hafta boyunca?......her zaman ki gibi ,Talya ne isterse,ne dilerse onu yaptık.Önce Talya'ya pespembe süslü püslü bir bisiklet aldık.Her allahın günü babasıyla bisiklet sürdü.


Sonra balık tutmaya gittiler.Göletteki balıkları besiye çeken babasına inat bir tane de olsa balık yakalamış şanslı sıpa:)Aşlil yer diye eve getirdikleri balığı aşil oyuncak sanınca balığı mahallede ki kedilere verdik.


Evde kaldığımız her an bahçedeydik.Kah soğan ekti.Kah şövalesini bahçeye çıkarıp mahallenin çocuklarıyla beraber resim yaptı.Yaşları 10 ila 4 arasında değişen 5 adet çocuk sırayla şövale başına geçtiler.
Hep beraber Şerife anannesinin yaptığı haşhaşlı çörekleri yediler.


Çocukların resim yaparken ki mutlulukları ise tam 23 nisan ruhuna uygundu.Taliş ise 23 nisan hediyesi olarak mahallede ki arkadaşlarına birer tane kitap  hediye etti.




Arada uçurtma uçurmayı ise hiç ihmal etmedik



Tüm bu şamata yetmezmiş gibi araya bir de sinema sıkıştırdık.Sevimli bilmemneler,çok fenaydı çokk. Taliş sinemada olma hissi ve mısır yeme aşkından tahammül etti filme.Ben ise o tahammül ediyor diye





Yedik,içtik,eğlendik ve  yorulduk.Hele de ben üzerimden kamyon geçmiş gibiydim.Taa ki şu deli şeyi görünce kadar.


Yok böyle bir güzellik....her sabah gönlümü çalarcasına merhaba diyor mutfak balkonumdan bana...
İnsan bu deli kirazı görür de gönül yayı gevşemez mi hiç;)

13 Şubat 2012 Pazartesi

Beklerken




34 gündür yada başka bir deyişle 1 ay 4 gündür sigara içmiyorum.Talya'nın doğum günü hediyesi olarak istediği şeydi sigarayı bırakmamız.Bu kadar keyif aldığım bir şeyi bırakmak fikri bile beni gerim gerim geriyordu.Sigarayı seviyordum ama kızımın sevgisiyle kıyaslanamazdı bile.Bıraktık[.Her ne kadar bizim İstanbula gitmemizi fırsat bilen Ali yeniden başlasa da evde ve Talya'nın yanında içmemesi bile çok önemli.]
Hatta bununla ilgili bir internet günlüğü yazma girişimim bile oldu.Elimde ki günlüğe yetişemezken diğer günlüğü  doğal olarak sürekli güncelleyemedim.
Sigarayı bırakmamla beraber iğneyle kuyu kazarak verdiğim 3-5 kiloyu da geri aldım .Şimdi bunca can sıkıntısı üzerine bir de diyet yapma sıkıntısını ekledim.Eee ne demişler çivi çiviyi söker.
Düşünmemek için,üzülmemek için sürekli kendimi bir şeylerle meşgul ediyorum.Temizlik yapıyorum,bitiremediğim örgü örme girişimlerime geri döndüm,facede ki tüm salak oyunları oynuyorum,kitap okuyamıyorum...vs
Talyam, gün ışığım ise büyüyor tüm bu sıkıntılardan uzak bir şekilde.Gezegenlere merakı yeniden başladı.Öksürük ve burun akıntısı var bir kaç gündür.Hafta sonu karda sucuk ekmek partisinde daha da üşütmüş olacak ki boğazlar pembeleşmiş hafiften.
Ali ise 1000 hasta bulma telaşında.Bildiğiniz ters köşeye yatırıldığımız için acil tarafından 1000.Az biraz rahat edebilmek için 1800.O gazetelerde yazılan aile hekimi maaşını alabilmek için 2400 hasta bulması lazım.
Aşil kuzusu ise tam bir stres topu.Balkon kapılarını kafasıyla ite kaka açabildiğini söylemiş miydim?
Şimdi beklediğimiz İstanbuldan gelecek güzel haberler.Patoloji sonucuyla hepimiz derin bir nefes alacağız biliyorummmm.

22 Aralık 2011 Perşembe


Büyüyorsun..Seninle beraber hiç bir anını kaçırmak istemediğim bu  mucizevi yolculuğa çıkalı neredeyse 5 yıl oldu.Sen öylesine minik,ben ise öylesine acemiydim ki.Bu gün ise okulda düşüp,zedelenmiş burnunu gördüğümde yaşadığım paniği görüp beni sakinleştirecek kadar büyüdün.
Yavrum,ciğerimin köşesi ömrün uzun,bahtın açık olsun emi.

3 Kasım 2011 Perşembe

Hayat

Taşındık,yerleştik hatta yavaş yavaş alışmaya bile başladık.Nereye mi? Tefenni diye köyden azcık büyük küçümen bir ilçeye.İlk günler Talya içinde bizim için de çok zor geçti.Talya sürekli eski okulunu evimizi arkadaşlarını sayıkladı.Hislerini ulu orta ortaya seren bir çocuk olmadığından yaşadığı özlemi mutsuzluğunu hareketlerine yansıttı hep.Huysuz,aksi,kavgacı bir çocuk oldu. İmdadımıza yetişen ise yeni okulu ve öğretmeni oldu.Okulun fiziki yönden bir çok eksikliği olmasına rağmen öğretmeni,idari kadrosu beklentilerimin üzerinde çıktı.
Oysa ilk okulu görmeye gittiğimde yaşadığım hayal kırıklığını tarif edemem.Ardından öğretmeninin erkek olduğunu öğrenince yaşadığım şok ise üzerine tuz biber olmuştu.Adı üzerinde ANA okulu değil miydi burası erkek öğretmenin ne işi vardı yahu!Neyse ki öğretmeni hakkında yaptığımız küçük çaplı araştırma içimizi rahatlatmıştı.Daha önce görev yaptığı okullardan,ilçelerden aldığımız duyumlar hep olumlu yönde olunca bizde bir şans vermeye karar verdik.Ne de iyi etmişiz.Bizi çok fena utandırdı Ramazan hoca.Talya çok sevdi öğretmenini,şimdiye kadar hiç bir öğretmenine olmadığı kadar düşkün.Erkek olmasından kaynaklı mesafeli ama sevgi dolu bir ilişkileri var.Tek sıkıntımız ise 6 yaş grubunda olması. Talya'nın yaş grubunun onun seviyesinin altında kalacağından  6 yaş grubuna gitmesi gerektiğine karar verdi öğretmenleri.Talya umut ettiğimizin üzerinde bir başarı gösterse de bizim içimiz bu konuda çok rahat değil.Ali de bende okul hayatımıza erken başladığımız için Talya'yı yaşıtlarıyla beraber okula yollamak konusunda hemfikirken olaylar bizi bu yöne doğru savurdu.Ama ilkokul konusunda aldığımız kararın arkasındayız.Fiziksel,zihinsel olarak erken olgunlaşsa da ilkokula yaşıtları ile beraber gidecek...
Evimiz iki katlı,bahçeli,sıcak bir ev.Bahçesinde bir sürü meyve ağacı var.Kış olduğu için şu an bol bol ayva var dallarda.Küçük yerlerde yaşamı ayakta tutan insan ilişkileri burada da çok yoğun.Sürekli birileri ile tanışıyoruz,insanlar sürekli yardım etmeye çalışıyor.İstanbul da,Antalya da unutmaya başladığımız komşuluk ilişkileri burada eski tadında devam ediyor.
Antalya'ya yakın olması ise bizim için çok büyük bir avantaj.Yakın derken 2 saatten bahsediyorum:)Talya ile canımız sıkıldıkça bir şeyleri bahane edip Antalya'da alıyoruz soluğu.
Ali ise 4 yıllık 112 deneyiminden sonra hastalarını,poliklinik yapmayı delice özlemiş olduğundan çok keyifli,her zaman ki gibi 60 yaş üzeri hastaların favori doktoru oldu çıktı:)Onların dilinden çok iyi anlıyor ama bebekler için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.Bir tane bebek hastam olacağına 30 tane yaşlı hastam olsun diye geziyor:)
Kısacası günün 25 saat olduğu bu yerde yaşamaya alışmakla geçiyor günlerimiz.

23 Eylül 2011 Cuma

Yolcuyuz,yoldayız


Yazamadığıma bakmayın buralardayım aslında çok uzun zamandır.Elim klavyenin tuşlarına gitmedi sadece. Bende ki sebepsiz bir yetememe hali

İstanbul'dan geldik kuzuyla ,ne çok özlemişim ne çok özlenmişim.Anne evi,anne kokusu ,yeniden çocuk olmak hep iyi gelmişti bu sefer daha da mı iyi geldi bilmem.Zaman o kadar kısıtlı,günler öylesine dolu dolu geçti ki yapmak isteyip de yapamadığım zibilyon tane şey birikti yine.En çok beni üzenlerden biri ise Sibelimle görüşememek oldu.Blog aleminde yeri çok ayrıdır benim için Tibet oğlanın güzel anası Sibelimin.

Amcamın, baba yarımın akciğer kanseri haberini aldık bayramda.O kocaman, dev gibi adamın bir anda çöktüğünü ,küçüldüğünü görmek tahminimden de fazla içimi acıttı.Ama biliyorum ki bunu da yenecek.

Minik Aşilimi 4 aydır oğlum diye severken kız olduğu haberini aldık veterinerinden:)Hayır bir terslik var hissediyorduk ama hayat oğlumuza adaletsiz davrandı herhalde deyip çok da üstünde durmamıştık.Eeee koskoca veterinerden iyi mi bilecektik canım.Kimliğine eşşek kadar erkek yazan veterinerimiz kısırlaştırmak için muayene etmeye niyetlendiğinde müjdeli haberi verdi bize:)Hayır veterinerimiz 7 aylık hamile olmasa  bu duruma cuk diye uyan bir kaç şey söyleyebilirdim asılında.Velhasılı kelam bizim Aşil oldu Aşiliye:)

Vee Talya yine yine yeniden okullu oldu.Ancak o ve biz ne olduğunu anlayamadan okulun 3 günü Ali nin tayin haberini aldık.Henüz yeri tam belli olmasa da bize yine yollar göründü.Eee be kader Yolcuyuz dedik diye insanın ömrü sürekli yollarda geçmez ki;)

Bizde göç hazırlıkları başladı.En çok beni üzen ise Talişin tam da yeni okuluna alışmışken yeniden bir başlangıç yapma zorunluluğu.4,5 yılda 3. okulu olacak.Devlet memuru çocuğu olmak da tam da böyle bir şey demek ki.


İşte bu da pembe burunlu Aşilim.Güzel kızım,bebeğimmm.Böyle masum göründüğüne aldanmayın bildiğiniz bir dişi kaplandır kendisi:)



11 Ağustos 2011 Perşembe

Buralarda değişen bir şey yok

Dışarısı gölgede 40 derece sıcakken soğuk algınlığı geçirmeyi başaran o bahtsız bedevi benden başka kim olabilir ki.Antalya yanıyor ben yanıyorum ateş,burun akıntısı,kızarmış bir boğaz ve aldığım ilaçların etkisinden midir nedir bilinmez sürekli bir uyku hali.Olayın vahametini bir de şöyle anlatayım dün gittiğim sinemada gözüm açıkken gördüğüm ilk şey teaserlar son gördüğüm ise filmin kapanış jeneriğiydi.Arada full uyumuşum:)Ey insan evladı madem bu kadar hastaydın sinemada ne işin var diye sorarsanız 4,5 yaşında dediğim dedik öttürdüğüm düdük diyen bir çocuğunuz olmadığını varsayarak sorunuzu görmezden gelmeyi yeğliyorum efem.
Ama hala aklım almıyor, nasıl o denli ağır uyuduğumu ve Talişin beni nasıl uyandırmadığını.İşte bu yüzden filmle ilgili iki kelam edemiyorum ama Talişe sorarsak film süpermiş en komiği de azmanın gerçek bir kedi olmasıymış.
Her şeyi anlatmaya yine  sondan başladım değil mi?Biraz geriye doğru gidersek bu arada tek hastalananın ben olmadığımı da öğreneceksiniz.Taliş de klasik bir yaz hastalığı geçirdi görüşemediğimiz günlerde.Otit externa yani başka bir deyişle yüzücü kulağı.Babasının havuza girmeyin haykırışlarını duymadan gelip havuza çift salto,çivileme.bodoslama dalmak suretiyle kendini yine hasta etti kuzucuk.Doktor amcasının banyo suyu bile yasak artık deyişiyle bizim için kabus başladı.Evde misafirliğe gelen sebi sübyanın havuzun,denizin gözüne vurup  her allahın günü yosun tutana kadar suda kalmasını izlerken Talişi zaptetmek hepimizi bayağı zorladı.
Tedavisinin 3. günü ağrısı azalmış su aşkı daha da  artmıştı.Bizde ağrısının azalmasını fırsat belleyip 10 kişilik bir ekiple köprülü kanyonda raftinge gittik.Başta Taliş nasıl tepki verecek,korkacak mı diye tedirgin olsak da Talişin botun içinde ki sevinç çığlıkları hepimizi rahatlattı.3,5 saat boyunca botun içinde kah kürek çekti kah bize kaptanlık yaptı.
Geçen günlerde yine misafir ağırlandı sabahlara kadar kağıt oynandı.Misafirler yolcu edildi.Bayramda İstanbul a gitme planları yapıldı.Veee en önemlisi Taliş okula kaydoldu.12 eylül de yine yine yeniden kuzu okullu olacak..
Okula çocuğunu kaydettirip okuldan gözleri dolu dolu çıkma becerisine sahip ebeveynler olarak tarihe geçtiğimizi söylersem nasıl heyecanlı olduğumuzu anlarsınız sanırım.Hayır ilk defa da gitmeyecek ki okula nedir bizde ki bu duygusallık bilmem.

Şimdi izninizle akan burnumu da alıp yavaşça yatay pozisyona geçmek üzere buraları terk ediyorum.Malum yatmadan ,dinlenmeden geçmiyor bu lanet hastalık.

23 Haziran 2011 Perşembe

Hoşgeldin


Doğduğun gün İstanbul'da eylül yağmurları yağıyordu bardaktan boşanırcasına ve seni gördüğüm ilk an dünyada bundan daha güzel bir bebek olamaz diye düşünmüştüm.Her anın mucizelerle doluydu.İlk adımların,ilk kelimelerin sevgimizle öylesine sarıp sarmalamıştık ki seni her şey sana dairdi hayatımızda.Teyzelik yarı annelik diyenlere inat küçük annendim senin:)
Büyüdün artık liseli adayı muhteşem bir genç kız oldun.Ben ise anne oldum Talya'nın annesi.Ama bilmelisin ki yüreğimde yerin, sevgin hiç değişmedi, hiç azalmadı.Sen benim için doğduğun gün kucağıma verdikleri pembe beyaz minik bebeksin .Elinden tutup bale gösterilerine götürdüğüm afacan kız çocuğusun hala....
Teyzesinin yanına, tek başına uçak yolculuğu yaparak gelecek kadar büyüyen güzel kızım, Ecemim hoşgeldin....iyi ki geldin.

23 Mayıs 2011 Pazartesi

Yaz geldi...ne de güzel geldi

Çok uzun bir aradan sonra yazmak zor işmiş azizim.Nereden başlayacağını bilemiyor insan, o yüzden ilk aklıma gelen şeyle bir girizgah yapmalı ."YAŞASINNN YAZ GELDİ".Evet işte aynı böyle bir ruh hali içindeyim.Geleceğinden artık ümidimi kestiğim yaz mevsimi geldi.Gelişi ile şu faninin yaşam enerjisi fullendi.Sabahları kahvaltımızı bile etmeden plaj çantasını kolumuza takıp kendimizi atıveriyoruz buzz gibi sulara.Ardından eve dönüp duşumuzu aldıktan sonra balkonda ağır ağır kahvaltımızı yapıyoruz.İçilen sabah kahvesinden sonra pencereden esen melteme inat pikelerimize sarınıp uykuya bırakıyoruz mutlu ama yorgun bedenimizi.Sonrası...sonrası mı?eee  iyilik sağlık.....


30 Nisan 2011 Cumartesi

Çok yoğunum,çok keyifliyim çok mutluyum.....İstanbul'dan annem ve babam geldiler.Bol kahkahalı,keyif kahveli,bol dedikodulu günler geçiriyoruz.Talya ise nazlanacak birilerini bulmanın keyfinde, dedesi ile her gün saatlerce parkta oynuyor.Her istediği oluyor,her istediği alınıyor:)
Ne güzel şeymiş kalabalık bir aile sahibi olmak.....

19 Nisan 2011 Salı

Scooter dedikleri iki teker...

Koca kişisiyle aramız limoni.Sebep mi?....scooter evet gülmeyin yahu cidden scooter.
Kızını pamuklara sarıp sarmalamaya, elinde olsa biblo gibi vitrine yerleştirmeye niyetli koca kişisi Talişe scooter aldım diye dün fena halde celallendi.
Aslında  konuya daha vakıf olmanız için hikayenin bir de başını anlatmam lazım.Her şey Taliş iki yaşındayken başladı.Çocuk kanallarının birinde çıkan scooter reklamını gören minik cüce henüz totosunda ki beze bakmadan bir scooter türküsü tutturdu en acıklısından.Yatıyoruz scooter, kalkıyoruz scooter.Bu hale daha fazla yüreği dayanmayan görgüsüz anne en afillisinden bir scooter alıp eve geldi.Yetmezmiş gibi iki yaşına yeni basmış çocuğunu da üstüne bindirip halıları topladığı koridorda kay kay biner gibi ittitmeye başladı.Ardından anımsadığı ilk görüntü ise havada uçan ve koridorda yere kapaklanan kızı oldu.Kapaklanırken kafasını kapıya vurması ise işin bonusu olmuştu.
İşin daha fenası koca kişisi nöbetçiydi .Gözünün önünde yavaş yavaş devasalaşan göz kapağı ise neredeyse kuzusunun gözünü kapatacak hale gelmişti.Hemen hastanede aldılar soluğu. Röntgenler, tomolar, tetkikler neyse ki sonuçlar iyiydi.Henüz hiç bir şeyden haberi olmayan kocayı, hastanede ki arkadaşlarından önce davranıp, haberi ilk ağızdan duyması için aradı..
-Aşkımm sana bir şey söyliyeceğim ama korkma tamam mı?
-Hııı..... ne, ne olduuu.
- Canım yok önemli bir şey değil. Talya düştü.Bende önlem olsun diye hastaneye getirdim.İyiyiz ama merak etme
-Nasıl düştü,nerede düştü.Allah aşkına Gülay ben yokken başınızı bir kere belaya sokmayın yaa
-Yaa aşkım ne belası çocuk bu düşe kalka büyür alla allaaa
Evde ilk işim suç delillerini ortadan kaldırmak oldu.Scooterı Talişin gardırobundaki en ücra köşeye sakladım.Yaklaşık yüz kere Talişi tembihledim
-Annecim scooter yok tamam mı? koridorda düştük tamam mı Talya?
-Tamam anne....
Sabah olmuş koca kişisi eve gelmişti.İçeri girer girmez koşar adım Talişin odasında aldı soluğu.Talya'nın yüzünü gördüğü an suratı abartısız kireç gibi olmuştu.Talya daha bir merhaba bile demeden;
-Baba biliyomusun hepsi annemin suçu, bana skutur aldı ondan düştüm!
-Gülayyyyyyyyy
-Aşkım ama satıcı dedi ki 2 yaş içinmiş vallahi zaten geri vereceğim ya ben böyle olsun istermiyimm.....

Aradan kocaman iki yıl geçti o gün bugündür bizim evde söylenmesi sakıncalı kelimeler arasında yerini aldı scooter.Ta ki bir kaç hafta önceye kadar.Parkta arkadaşının scooterına binen cüce başladı yine scooter türküsüne.Dün ise" 1 hafta sana oyuncak yok Talya" kararını veren ben değilmişim gibi,o scooter alınırsa evde küçük bir savaş çıkacağını bilmiyormuşum gibi gidip o çok istediği scooterı aldım.Aldım almasına da koca kişisine ne diyeceğim.En sevimli halimle" aşkımmm bak ne aldım" desem o scooterla evde beni kovalaması kuvvetli ihtimal.Bende attım topu Talyaya.Peki sonuç değişti mi?Nerdeeee yine kabak patladı benim başıma.
Hani 1 hafta bir şey alınmayacatı, bir kere de aldığın kararın arkasında durdan başladık Bu çocuk düşüp kafasını yararsa sen görürsünden çıktık.
Neyse ki ikimizde kavga ettikten yarım saat sonra niye kavga ettiğini unutacak kadar balık hafızalıyız.Şimdi nerede mi koca kişisi? Parkta Talişi scooter bindirmeye götürdü:)Taliş ise parkta, kaskla scooter binen tek çocuk olarak arzı endam ediyor:))

19 Şubat 2011 Cumartesi

HİJYEN CANAVARI


Lohusalığımdan beri içimde uyuttuğum canavar uyandı.Ali'nin nöbette olmasını fırsat bilip kendimi mikroplarla savaşa adadım.Sanki Talya bu bakteriyi evden kaptı.Ama yok ölsün mikroplar diyerek psikoya bağladım bir kere ne dersen de, ne dersem diyeyim basit bir kaç temizlik kazası ve zehirlenmesi yaşamadan bu canavarı durdurmamın mümkünü yok.
Operasyon ilk olağan şüpheli olan kum eşyalarının dezenfekte süreci ile başladı.Az uz da değilmiş lanet şeyler 3 takım kova seti,kamyon,kepçe,el arabası,kalıplar..vs çamaşır sulu küvette 1 saat bekletilip ardından fırça ile renkleri solana dek fırçalanarak dezenfekte edildi.Ve derin bir soluk alındı.
Bir sonraki adımda peluş hayvancıkları gözüme kestirdim.Artık kaçarı yoktu,bana sevimli sevimli bakmaları bile çamaşır makinasında,elyafları dışarı çıkana kadar yıkanmalarına engel olamadı.
Ardından tüm evi anneanne usulü dizler üstünde bol çamaşır suyuyla silerek,yatana kadar mikroplu  olduğunu sandığım her yeri temizleyerek , operasyonunun ikinci  ayağını da,deterjan ve çamaşır suyundan tahriş olmuş eller ve tutmayan bir bel zayiatı ile  tamamladım.
İçimde ki canavar uyanmıştı bir kere,en yakın markete sürünerek gidip bilumum el dezenfektanı,hijyen zamazingosu,hatta abartıp hijyenik el sabunu da,Taliş büyüyünce yükü azalan emektarım kol çantama konuşlandırıldı.
Akşam yemeğinde ise iyice kayışları sıyırmış olduğumdan Talya'nın en sevdiği çorba olan mercimek çorbasının içine,enginar,havuç ve brokoli katarak,tehdit,şantaj,rüşvet ve tüm bildiğim üç kağıtlıkları ardarda sıralayarak çorba içirdim.Maksat bağışıklığı artsın.Hayatı boyunca bir daha mercimek çorbası görmek bile istemeyecek korkarım.
Ameliyathane hijyeni sağladığım evden dışarı çıkması kuzucuk diye balkona çadırını,salıncağını,oyuncaklarını taşıyarak küçük bir oyun parkı bile kurdum ya pes bana.


8 Şubat 2011 Salı

SADECE KENDİM İÇİN

En son gittiğim film neydi diye düşündüm geçenlerde.Karmakarışığa gitmişim en son.Peki ondan önce,Winx clup ,Sammy nin maceraları,ondan da önce Tinkerbell....
Peki en son gittğim tiyatro oyunu Pinokyo,bir önce ki Keloğlan...
En son gittğim opera neydi....Heidi....
Ne kadar uzun zaman olmuş sadece kendimi düşünerek,sırf  kendi mutluluğum için bir şeyler yapmayalı.Talya oynasın diye parka,Talya temiz hava alsın diye sahile,Talya eğlensin diye tiyatro,sinema, ee iyi de beni kim eğlendirecek yahu.

İlk adımı Talişi babasına bırakıp kitabımı kahvemi yüklenip sahile giderek attım.İlk defa yukarıda ki cafeler yerine kumlara oturdum ıslak olmasına aldırmadan.Tepemde muhteşem bir güneş,elimde bir milyonuncu kez başladığım 20 sayfasına gelmeden bıraktığım kitabım,toprak,güneş ve ben bahtiyarım.
Sakin,kaygısız oturdum saatlerce....
Ertesi gün ise sadece kendimi mutlu etmek için 3 hatun sinemaya gitmeye karar verdik.Benim izlemek istediğim film henüz o sinemada vizyona girmediğinden başka bir filme girmek zorunda kaldık.Yaramaz liseli kızlar gibi film boyunca kıkırdayıp durduk.Film kötü,Mehmetim Günsurum çok yakışıklı ve biz pek eğlenceliydik.
Yine telaşsız,kaygısız salınarak eve döndüm.
Evde ise uyku hazırlığında ki kızım kocaman sarılarak karşıladı beni.Sıkılmadan,söylenmeden 4 kitabı arka arkaya okudum kuzuma.Savaş alanından farksız evimi şarkılar mırıldanarak topladım.Aylardır krem bile sürmediğim yüzüme bakım maskemi bile sürdüm üşenmeden.
Ne güzel şeymiş insanın kendini sevmesi, anımsadım.....

8 Kasım 2010 Pazartesi

GEÇEN GÜNLER

Fark ettim ki hayatımda şikayet edilecek,can sıkıcı bir şey yoksa pek de yazasım gelmiyor bloga.Hayat aynı keyifli rutinliğin de.Sabahları maaile yapılan kahvaltılar,balkonda günlük gazeteler okunurken içilen kahve,her gün tekmil verdiğimiz park her şey sıradan,her şey keyifli.


  • Talya  "eğlenceli bir şey yapayım mı annecim" diyerek geziniyor.Onun için eğlenceli şeyse  winx clup seyretmek.Winx saplantısı bu boyuta nasıl geldi hayretler içinde izliyorum.Her şey anneannesinin Talya'ya winxli bir pike takımı hediye etmesiyle başladı.Ardından kuzeninin Talişe winxli bir cüzdan alması ve benim odasına winxli bir tül diktirmemle devam etti.Ancak çizgi filmini izlemediği için çok da anlamlandıramamıştı başta bu kanatlı perileri.Digitürkü iptal ettirince es kaza kanallar arasında bulduğum d çocuk da çizgi filmini izlemesiyle kelimenin tam anlamıyla büyülendi.Şu an ise her allahın günü winx seyredebilmek için kendini ve bizi paralar halde.Vizyonda  olan çizgi filmine götürüp de bu hayranlığı pekiştirmemek için Talya'nın tacizlerine göğüs geriyorum 29 ekim gününden beri.
  • Konuşurken çok ilginç kelimeler seçer oldu.Konsantre olmak,rencide olmak gibi.Cümle içinde kullanışı ise beni bile şaşırtıyor.
  • İspanyolca 5 e kadar saymayı öğrenmiş.Öğrenmiş diyorum çünkü ben sayana kadar bu durumdan haberdar bile değildim.Ama olay esnasında fena halde tırstığımı söylemeden geçmeyeyim.Oyuncakları ile oynarken Talişden şöyle bir ses geldi;un,dos,tres,cuadro,sinco ...hayır ricky martin sebebiyle üç beş kere un dos tres demişliğim vardı oradan duydu desem ııhh sanmam.Çevremde ispanyolca bilen kimsede yok ee bu çocuk nereden öğrendi yoksam benim cücük eski hayatında ispanyol muydu diye tırsarken ,talişden beklenen cevap geldi.Dora dan öğrenmiş meğer ispanyolca saymayı birde çizgi filmlere kötü derler yahu yalan efendim külliyen yalan:)
  • Dediğim gibi her gün istisnasız parkta alıyoruz soluğu.Neyse ki havalar hala güzel de doya doya oynuyor Taliş.Ama benim için aynı eğlenceli hal söz konusu değil.Antalya'nın Rus popülasyonunun fazla olduğu bir semtte oturuyoruz ne yazık ki.Bu durumdan neden mi şikayetçiyim, arkadaş ablalar resmen taş.Etrafım sarışın,mavi gözlü ebru şallı kıvamında vücutlarla etrafta salınan annelerle ve onların çıtı pıtı evlatçıklarıyla dolu.Parkın cafesinde ki tek besili anne ben ,oyun alanında ki tek besili çocuk ise Talya.Bu taş ablalar sayesinde evde sıkıyönetim ilan edip, inekler gibi beslenir oldum yulaf ezmesi yiyip,sebze haşlıyorum 10 gündür.
İşte böyle sevgili okurcuğum hayatımızda çok da ilgi çekici şey yok Taş aplaları saymazsak:)Bu sıradan,basit hayatımızı seviyorum ben.Pürüzsüz,gürültüsüz su gibi geçiyor günler.Demiştim değil mi bu ev ve yeniden başlama hali bana iyi gelecek diye.Çakralarım açıldı yeminlen:)
    İmza:Taş apla olma yolunda azimle ilerleyen uzaylı anne.


    30 Eylül 2010 Perşembe

    ERGUVANLAR


    11 Günlük koşuşturma,emlakçılar,gezilen evler,ev sahipleri,mutfak dar,salon küçük,aman bu da çok pahalı,yo bu semt hayatta olmaz derken sonunda evimizi bulduk.O kadar çok ev gezdik ki yenisi eskisi dubleksi yok olmadı içim ısınmadı .Kiminin banyosuna taktım kafayı,kiminin balkonuna.Tam umudumuzu kaybetmiş Ali yle cafenin birinde soluklanırken gazetede bir ilana gözümüz takıldı.Olmaz ya yinede şansımızı deneyelim diye evi görmeye gittik.
    İçeri girdiğimde ilk gördüğüm manzara eve vurulmama yetti.Erguvan ağaçları ....hemde balkonumun dibinde,hemde elimi uzatınca dokunabileceğim mesafede....binanın önünde Ali nin vurgun olduğu yasemin çiçekleri arka tarafında erguvanlar ve bordoya boyanmış pencere pervazları hani o plastik olanlardan da değil ha  ahşaptan şahane görünen bordo çerçeveler.....banyosu mutfağı hiç birini görmez olduk karı koca ve tutuverdik evi 5 dakikada.Evden çıktığımızda ikimizde şok içindeydik bu kadar çabuk olmasına şaşırmış halde Ali sordu
    -neden bu ev o kadar eve hayır derken neden bu ev....
    -balkondaki erguvan ağacı desem bana gülermisin..
    -:)
    Velhasılı kelam dostlar cumartesi günü yeni bir ev ve beraberinde  yeni bir hayat başlıyor bizim için...


    Bu 11 gün sadece ev aramakla geçmedi tabii ki.Talya ilk sinema deneyimini yaşadı.Gittiğimiz ilk film ise Tinker Bell ve peri kurtaran  Okulların açılmış olduğundan mıdır yoksa film çok rağbet görmedi mi bilinmez kocaa salonda tek başımıza izledik filmi.Talya ise mest oldu filmi izlerken.O heyecanı,sevinci gerçekten görülmeye değerdi.


    Birde hastalık sıkıştırdı araya Taliş bu hengamenin içinde.2 Ayın içinde ikinci kez Otit yaşadık.Bu sefer ki geçen sefer yaşadığımızdan daha sancılı ve daha zor geçti ne yazık ki.3 Gün boyunca ateşini kontrol almaya çalıştık maaile.Ve zorunlu istikamet antibiyotik başlamak zorunda kaldık yine...neyse ki şu an iyi Taliş artık deniz yasak minik mercan balığıma:( banyoya bile kulak tıkaçları ile girer olduk o derece septiğiz artık:(

    Ali nöbetçi olması fırsatından yararlanıp gidip kızımın yanına kıvrılıp ,kuzunun ensesini koklaya koklaya uyuyayım da yarın ki koli yapma,evi toparlama mesaisine enerji toplayayım

    Uzaylı anne;göçer

    Not:Aaaaa ben 33 oldum ,söylemesi bile seksi beee 33:))))))))

    28 Eylül 2010 Salı

    TAŞINIYORUZ


    Taşınma dolayısıyla kapalıyız;) en kısa zamanda görüşmek ümidiyle.....

    Yavrulara ve kendinize iyi bakın bana da bol şans dileyin olur mu?

    27 Ağustos 2010 Cuma

    TALYA'LI HAYAT


    Son yazılarımda ne kadar çok kendimden bahsetmişim.Ne yazmışım acabaa diye şöyle bir göz gezdirince anladım.Seni anladık yarı melankolik yarı deli modundasın da Talya ne yapıyor ey blog yazarı  derseniz ....offf off derim.Kök söktürüyor efendim kökkk.Nasıl mı?
    -Talya zıplamayı bırakır mısın düşeceksin
    -hayır düşmemmm
    -Talyaaaaa lütfennn
    -düşmemm demiiştim bakkkk
    derken talya yerde
    -Ühü hüüüüü senin yüzünden işte anne düşcen düşcen dedin düştümm
    Ya da
    -anneeeeee
    -talyacım elimde çay var gelme kucağıma
    -tamam annee
    5 dakika sesizlik
    -anne seni nasıl mutlu edeceğimi hiç bilmiyorum
    -/%+&/

    Daha önceki yazılarımda Talya'nın kolluklarla bayağı bayağı yüzdüğünü yazmıştım anımsarsanız.Bunun şerefine Talya'ya "Cemile yüzmeyi öğreniyor" kitabını hediye almıştım.Aman Allahım nasıl bir hata yapmışım benim domdom cücem şıpır şıpır yüzerken cemile sadece suyun üstünde sırt üstü yatıyor bende yatıcam diyerek denizde tüm gününü suyun üstünde malak yavrusu gibi geçirmeye başladı:)

    Birde börtü böcek merakı başladı ki sormayın gitsin.Sherlock gibi elinde büyüteç karınca börtü böcek avında.Hayır buraya kadar sorun yok ne ala çocuk doğa aşığı vs de bulduğu böcükleri , kavanoza doldurtup eve getirme hevesi yok mu...yakında belediyenin haşere ile mücadele ekipleri evi basarsa hiç şaşmayacağım.

    Fotoğrafçılık hevesimizden de bahsetmeden geçmeyelim.Elinde fotoğraf makinası tüm gün babası ile beni kıçımızı kaşırken,gözler kaymış kanepede mayışırken,ağzımızdan salyalar aka aka uyurken çekip duruyor. Böyle doğal ortamımızda çekilmiş binlerce fotoğrafımız oldu(.Bu fotoğraflarla bana istediğiniz gibi şantaj yapabilirsiniz bildiğim tüm devlet sırlarını ikiletmeden veririm vallaa)
    ***Yukarıdaki dünyalar güzeli şeyde Talyanın objektifinden.

    Aktivite,faaliyet mi dediniz.Ha ha haa güleyim şöyle ağız dolusu.Siz faniler uğraşın daha böyle şeylerle benim minik einsteinım aştı bunları aştı...
    -Talyaa 6 dan önce gelen sayı hangisiydi
    -3
    -kızım ne 3 ü 6 dan önce 3 mü geliyor
    -evet 3,4,5
    -hahh 5 işte evet 5
    -hayır anne bilmiyorsun 3 de 6 dan önce
    -evet tatlım öyle ama ben 6 dan bir öncekini soruyorum
    -3 sibel öğretmenim 3 dedi bilmiyorsun sennn öğretmenim biliyor
    -hay sibele de 3 üne deeee/&++%&(
    Ya daaa
    -anneee bak elips yaptım
    -talyacım o elipsden çok yamuğa benziyor
    -elips bu işte
    -talyaa değil kızım bak elips böyle olur
    -bu elips değil (şiddetle yapılan şekil bozulur)
    -sibel öğretmenim dedi ki bu elips, annenizin yaptığı değil
    -bu sibeli var yaaaaa&%%&/

    İşte efendim domdom cüceden son havadisler bunlar.Yarın ki Taliş mesaisine güç kazanmak için erkenden yatmayı planlayan uzaylı anne ise;yorgunnnn

    11 Temmuz 2010 Pazar

    GÜVENLİK



    Fena halde kızgınım.Arabada çocuk güvenliği konusunda sağa sola ahkam kesip,sol parmağı sallamak suretiyle milleti  uyarırken Ali'nin böyle bir eşekliği yapmasına çok kızgınım.
    Dün baba-kız her zaman yaptıkları gibi birlikte vakit geçirmek için dışarı çıktılar.Bir kaç saat sonra eve geldiklerinde Ali barut gibi tabiri caiz ise Talya'ya çemkiriyordu.Durr hopp hayırdır derken ağzındaki baklayı çıkarı beyimiz.
    -Otoparkta Taliş ağlamaya başladı,Talişin ağlaması,üstüne nöbet yorgunluğu da eklenince arkadaki arabaya çarptık.
    -!!!!!!!!!!!!!
    -Sebepsiz ağlamaların yüzünden Taliş bunlar!!!!(Evet son dönemde ota moka ağlar oldu ama?)..
    Sonunda kuzu anlatmaya başladı babası koltuğuna oturtmuş ve kemerini bağlamamış.Talya da bunun üzerine kemerimi tak diye ağlamaya başlamış...
    Beynimden vurulmuşa döndüm.Ardından açıklamalar başladı.
    - Bak takacaktım sadece otopark çıkışında ki bilgisayar mağazasına uğrayacağımız için takmayayım dedim,hem çok yorgun ve uykusuzum biliyorsun,sıcak hava da eklenince bla bla blaaaaa
    Ardından ben de film koptu sanırım.Artık kolay kolay böyle bir eşeklik yapacağını sanmam ama ben de eskisi gibi kolay kolay Ali'ye güvenemem herhalde.....hem de uzun bir süre....
    Bu keyifsiz durumdan çıkan en güzel şey ise kızımın arabada ne yapması gerektiğini,yeri geldiğinde babasına bile ağlayarak da olsa hatırlatması oldu.
    Uzaylı anne kızgın, uzaylı anne sinirli,uzaylı anne hayal kırıklığına uğramış

    LinkWithin

    Related Posts with Thumbnails