sayıklamalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sayıklamalar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2013 Cuma

KUZUM

Ah be kızım nelere sarsam sarmalasam seni de kimseler incitemese.Arkadaşın senden düşük not aldı diye,en az onun kadar üzülmesen.Bir daha ki sınavda daha düşük almalıyım ki arkadaşım üzülmesin demesen.Evrim teorisini okuduğun kitabından anlayabildiğin kadarını, arkadaşına anlatmaya çalışırken "sen müslüman değilsin" diye dalga geçen çocuğa" sana ne "diye bilsen.O gözyaşlarını akıtmasan gül yüzüne.Okul alışverişin sırasında, o gösterişli çantayı almak yerine arkadaşlarım kıskanır diye en sadesini seçmesen,daha az incinsen azcık da incitmeyi öğrensen.Hiç üzülmesen,hiç ağlamasan ne olurdu be yavrum....

18 Mart 2013 Pazartesi

Değişim

Buraları bir türlü sevemediğimi söylemiş miydim?1 yıl 5 ay oldu buraya taşınalı.Her fırsatta gitmenin,arkama bakmadan,yaşanılanları yaşanmamış varsayarak gitmenin hayalini kurdum tamı tamına 1 yıl 5 aydır.
Ve 1 hafta önce yine yine yeniden tayinimiz çıktı.Ölesiye nefret ettiğim buradan giderken üzüleceğim ise hiç ama hiç aklıma gelmezdi.Kendimden hiç ummazdım,ama oldu üzüldüm,sevdiğim dostlarımla ağlaştım.Belirsizlikten korktum daha iyi olacağına dair kendimi avuttum.
Önümüzde ki 3 ay ise Alisiz yaşamayı öğreneceğiz.İlk gece zordu mahsunlaştık,Talişe baktıkça daha da hüzünlendim.Babamı özledim dedikçe içim acıdı,bu gece mi?Çok daha iyiyiz.Babamı özledim serzenişlerine alıştım sanırım.
Talya 'nın 6 yıllık hayatında 5.kez  okulunu değiştirmek zorunda kalmasını ise hiç ama hiç düşünmemeye çalışıyorum.

14 Ocak 2013 Pazartesi

BEKLEYİŞ

Esasen derdim yazmamak,zaman ayıramamak falan değil....yazamamak.Kelimeler bir türlü yan yana gelmiyor son zamanlarda.Yıllar önce bir arkadaşım, 
-O kadar çok okuyorsun ki bir gün bu okudukların nehir gibi kelimelere akacak.Sadece o anı bekle demişti.
Vallahi üzerinden yıllar geçti benim kelime kabızlığımda değişen hiç bir şey yok.Ama ümidi kestim mi?Aslaaa;)
Aaa bak birde yıllar önce kahve falıma bakan bir arkadaşım da şans oyunlarından çok ciddi bir miktarda para kazanacağımı,hayatımın değişeceğini söylemişti.O günden beri piyango bileti bile almadım.Velhasılı öngörüsü sıfır olan iki arkadaşım sayesinde yaşamdan  umudumu hiç kaybetmiyorum;)

24 Ekim 2012 Çarşamba

Huzur

Yan odada kızımın ve Ecem ablasının boğuşma sesleri,mutfakta ablamın ve annemin bayram hazırlıkları.Fırından çıkan tatlılar,sarılan yaprak sarmaları.Oturma odasında babamın,Ali'nin,Mehmet Ali'nin maç yorumları.İşte bu an zaman durabilir benim için.Doya doya zihnime kazıyorum bu sesleri,bu tabloyu. Her dara düştüğümde anımsamak,yeniden başlama gücü bulabilmek için.

26 Eylül 2012 Çarşamba

Havadisler

Taliş okullu olduğundan beri evde sürekli bir koşuşturma halindeyiz.Okulu tüm gün olunca sabah kahvaltısı öğlen yemeği ikindi de okuldan alma telaşı derken saat 16:00 ya kadar totom yer görmüyor desem abartmış olmam.
Okul konusunda içim çok rahat.Sadece 2007 lilerin olduğu özel bir sınıfta Taliş.Sınıf mevcutları 19  kişi.Oyun oynamayı seven bir öğretmeni var.Bu da şimdilik bana yetiyor.
Taliş okullu olur da ben durur muyum.Bunca yıldır kıymetimi bilmeyen MEB'e inat sınıf temsilcisi seçildim:)Gören duyan da bakanlık müfettişi oldum sanacak.Olayı nasıl ciddiye aldıysam her akşam çılgın projelerimle Ali'nin kafasını şişiriyorum.
Bir yandan da kışlık hazırlıklar yapma denemelerim devam ediyor.Turşu,reçel derken olayda bir level daha atlayıp domates sosu olayına girdim ki fenaaa.Patlayan kavanoz kapaklarını saymazsak becerdim galiba.
Aaa bu sırada 35 oldum.Hani şu yaş otuzbeş yolun yarısı eder klişesini yapmayacağım korkmayın.Ama cidden ürkütücü bir yaşmış 35.

12 Mayıs 2012 Cumartesi

Offf offffffffffff

Tek suçu poşu takmak olan  üniversite öğrencisi Cihan 11 yıl 3 ay hapis cezası alıyor
Devlet  5,5 yaşında ki kızımı  ilkokula almak için beni parayla ve okul öncesi eğitimden mahrum bırakmakla tehdit ediyor.
Annelerimiz babalarımız marshall yardımıyla süt tozu, bizler çernobilli fındıkları, bizim bebelerimizde ne idüğü belirsiz sütleri içmek zorunda kalıyor.Devlet eliyle zehirlenme de level atladık.
Aşil sürekli evden kaçıyor artık zapt edemez oldum.Bu gece de yok...yarın sabah çamur içine camda miyavlamaya başlar.
Ali mesleki olarak en zor en çirkin günlerini yaşıyor.Mesleki dayanışma,etik metik hak getire.Kimin kime dişi geçerse.
Fringe in 3. sezonu iyice cozutttu.Yapacak daha anlamlı bir işim de yok ki.

12 Nisan 2012 Perşembe

Ben bilmem beyim bilir.

Bahardan mıdır bilmem?Son günlerde kocama bir haller oldu.Bir mutsuzluk,bir yorgunluk,bir umursamama hali." Ulen bunun altından çıkar bir şeyler ya,dur bakalım" derken 6 yıldır aşağı yukarı her gün yazıştığımız bebeklerimizin embriyo halinden beri dost olduğumuz arkadaşlarımdan Nihanımın  kocacığından dert yanmasıyla hepimizin dertleri teker teker ortaya çıktı.Neyse ki bu durum benim kocaya mahsus değilmiş.Meğer bizim kızlarında kocalarına bir haller olmuş.
Bizim kızların genel profiline bir bakarsanız hepsi okumuş yazmış, ayakları üzerinde duran,güçlü kuvvetli azcık da dümdüz  kadınlar.Hepimizin evlilik süresi minimum 6 maksimum 13 yıl arasında değişiyor.Yani hepimizin evliliği ilk ateşini kaybetmiş,evlilik dostluk temeline oturmuş halde.
Zaman geçmiş,evlilikler eskimeye yüz tutmuş kadınlarda güçlü olunca, bizim evrimini tamamlayamamış erkek güruhu kendilerinin hala avcılık ve toplayıcılıkla yaşadıklarını sandıklarından, kendilerine muhtaç ben bilmem beyim bilir,evimin direğisin,sinek kadar kocam olsun o da başımda bulunsun diyen kadınlardan hoşlanmaya başlıyorlar.Çünkü kendilerini gençlik günlerinde ki gibi güçlü hissetmeye ihtiyaçları var.Bir kadının onlardan icazet alarak yaşaması" Evett bu ormanın kralı benim" hissiyatı ile yeniden güçlü akıllı hissetmelerine yol açıyor.Daha kestirme yoldan anlatırsak erkekler güçlü kadınlara aşık oluyor ancak evlendiklerinde o zeki güçlü kadınların birer salağa dönüşmesini  istiyorlar.Yani üç S kuralı,Sevgi,Saygı,Salaklık:)
Kendilerine taabi olmayan kadınlara ise saygı duyuyor ve neredeyse tüm yükü onların omuzlarına atıyorlar.Ev,iş,çocuk,alınan kararlar hep kadının sorumluluğunda.Bu sırada bizim erkekler ne yapıyor derseniz kendilerine muhtaç korunmaya ihtiyacı olan minicik küçücük sevgilileriyle doludizgin aşklar yaşıyorlar.Bu duruma  ise tıp dilinde ise azgın teke sendromu deniyor:)
İşte bu yüzden henüz geç kalmadan tüm kadınlar birleşip topluca salaklaşmaya karar verdik.Taabi olmak iyidir çok düşünmenize gerek kalmaz ,nasıl olsa sizin yerinize birisi düşünüyordur o minicik,küçücük kafanızı   yormazsınız.Bu toplu eylemimizde şiarımız ise Ben bilmem beyim bilir.Hadi kızlar azcık salaklık iyidir iyi:)

8 Nisan 2012 Pazar

yaşlanmak

Bu yıl daha önce hiç yaşamadığım bir duyguyla tanıştım.Yaşlılık...yaşı benden daha fazla olanlar için komik bir hissiyat içindeymişim gibi gelebilir. Ama emin olun ki öyle değil.Mesela birileri yaşımı sorduğunda en az iki saniye düşünmeden yaşımı söyleyemiyorum.Belki bu konuda çok düşünmediğimden belki de hala içselleştiremediğimden ama 20 derken ki coşku bitti. Yerine her yaşımı söyleyişim de şaşırdığım bir hayret hali geldi.34 ....o kadar olmuş muydu sahi?
Bu haleti ruhiyemin bir sebebi Abdülhak Hamid Tarhan ve Lüsyen in aşkının anlatıldığı biyografik eserden de kaynaklanıyor olabilir.Şairi azamın ölüme karşı direnmesi aklımdan bir türlü çıkmıyor.Ölüm uykuda gelecek diye uyumayan her gece dost meclisleri kurararak azraili kandıracağını düşünen Hamidin korktuğu başına geliyor ve uykusunda veriyor son nefesini....tam 85 yaşında.Öyle çok direniyor ki yaşlılığa ve ölüme.Kendisinden  40 yaş küçük bir aşkla hayat buluyor.Ama o çok nefret ettiği yaşlılığın karşısında o bile duramıyor.
Ben ise 35 yaşıma aylar kala ölümü daha sık düşünür oldum.Yaşlılık alameti olsa gerek.Öleceğini bilerek yaşamak ne fena ne ironik...
Yaşlandığımızı  en çok da Ali ile konuşmalarımız da hissediyorum .Daha çok almaktan bahseder olduk.Ev almaktan,eşyaları değiştirmekten,arabayı değiştirmekten daha çok para kazanmaktan bahsediyoruz  sürekli.Emeklilikte yaşayacağımız bir evimiz bile var artık.Oysa daha çok eğlenebileceğimiz,birbirimizden başka hiç bir şeyin sahibi olmadığımız bir hayat düşlerken geldiğimiz nokta emeklilik fonları,tapu, banka hesap cüzdanları ve hayat sigortası poliçeleri ile dolu bir evrak çantası.Tüm bu almaların vermelerin ortasında kumbarasında para biriktiren çocuğuma takılıyor gözüm ve Mülkiyet hırsızlıktır diyen bizi daha çok özlüyorum,.Evet yaşlanıyorum,hem de iliklerime kadar.
                                     

23 Mart 2012 Cuma

Yazacak anlatacak bir çok şey varken kelimeler bir türlü yan yana gelmiyor.Bahar çarptı desem buralara henüz öyle gümbür gümbür bir baharda gelmedi.Çok şey düşünüp hiç bir şey yapmadığım bir dönemdeyim.İşsizim,mutsuzum.Talya'nın okula başlamasıyla atıl duruma düşmüş eşya gibi hissediyorum kendimi.Şu saçma ruh halim geçer mi ki acaba?
Bu depresif  ruh halim  yetmezmiş gibi bir de diş tedavisine başladım.Maksat acıma acı katmak:)
Talya ise gün geçtikçe babasına daha çok benziyor.Kuralcı,tedbirli,sorumluluk sahibi.Azcık da anana çeksen ne olurdu be çocuğum.Yaramaz,şımarık,sorumsuz:)
Atıl durumda hissediyorum kendimi dedim ya bir işe yarayayım bari diye çocuk doğurmayı bile düşündüm.Sanki 4 yıl sonra bunları yaşamayacağım.Üstüne üstlük 4 yaş daha yaşlı bir kadın olacağım.Ne fenaa.
Türk kadın yazarlarını okumaya başladım.İlk yazarım Pınar Kür.Çok yıllar önce "Bir Deli Ağaç"ını okumuştum.Hala aklımdadır.Oysa okuduğum kitapları,kahramanlarını hep birbirine karıştırırım.Elimde şu an "Bitmeyen Aşk'ı" var.Bitmiyor.....bitemiyor.Araya bir  Füruzan, bir de Kristin Hannah sıkıştırdım.Yine de bitmedi.
Bolca film izliyorum.Hatta bir ara abartıp beynim pelte kıvamına gelene kadar film izledim.
Ali ise yoğun çok yoğun.Hastaneden hiç çıkamıyor desem abartmam.Sürekli nöbeti var.Geldiğinde ise ayaklı cenaze gibi.Yorgun,yoğun.Ben yapacak iş bulamazken o soluklanacak ara bulamıyor.Ne ironik.
Velhasılı bir garip insan oldum yine.

12 Aralık 2011 Pazartesi

Yokluğunda....


Yan odada uyuduğunu bilmek en büyük servetimmiş,anladım.....

Tarihe not:İlk defa benden ayrı bir gece geçiriyorsun.....hem de kendi isteğinle.Bu kadar canımın yanacağını tahmin etmezdim ya da yokluğunun bu kadar koyacağını.
Seni özledim be çocuk,hem de çokkk

10 Aralık 2011 Cumartesi

.....

Bu aralar hayat öylesine sıkıcı,öylesine yavaş ilerliyor ki.Bir günün 25 saat ettiği bu yerde yaşamayı yeniden öğrenmek hepimiz için çok zor.
Ne gelen yeni yıl neşelendiriyor ruhumu,ne de salonun ortasına diktiğimiz yeni yıl ağacı.Hatta kızımın yaklaşan doğum günü kutlama organizasyonu bile zül gelmeye başladı.
Şu sıkıntılı günlerde beni rahatlatan tek şey ise Talya'nın tüm gün okulda olması.Biliyorum ki evde yanı başımda olsa bu manyakça ruh halim yüzünden O'nun da tüm keyfini kaçıracağım.
Kısacası saksıda ki bir bitki gibi işe yaramaz,anlamsız ve boş geçiyor günlerim....

17 Kasım 2011 Perşembe

Tekrar

Sanki birileri replay tuşuna basmış gibi hayatımızda. Her gelen gün bir öncekinin tekrarı.Sabah uyan,Talya'yı hazırla Ali'yi işe, Talişi okula yolla.Kahvaltını et,bilgisayar karşısında sabah kahveni ve sigaranı iç.Evi toparla,bitki çayını içerken bir sigara daha.İzleyemediğin dizileri internetten izle.Öğlen yemeğini ye.Bir şeyleri bahane edip kendini dışarı at.Aynı sokaklardan geç,aynı yüzlere merhaba de.Eve gel.Yemeği hazırla.Talya'yı okuldan al.Akşam yemeğini ye.Talya içerde çizgi film izlerken Ali'yle mutfakta sohbet et.O bir kadeh bir şey içerken sen yok de, dayan bu sefer yeşil çaya.Ali ,Talya ile ödev yaparken televizyona takıl.Ödev bitince Talişle vakit geçir 1525865. kere oyunda Talişe yenil.Yatma vakti gelince Talişi yatır dişler, pijama ,hikaye.Ali ile televizyon karşısında uyuklamaya başla.Kendini yatağa sürükleyerek götür.Ve yeniden sabah.........

23 Eylül 2011 Cuma

Yolcuyuz,yoldayız


Yazamadığıma bakmayın buralardayım aslında çok uzun zamandır.Elim klavyenin tuşlarına gitmedi sadece. Bende ki sebepsiz bir yetememe hali

İstanbul'dan geldik kuzuyla ,ne çok özlemişim ne çok özlenmişim.Anne evi,anne kokusu ,yeniden çocuk olmak hep iyi gelmişti bu sefer daha da mı iyi geldi bilmem.Zaman o kadar kısıtlı,günler öylesine dolu dolu geçti ki yapmak isteyip de yapamadığım zibilyon tane şey birikti yine.En çok beni üzenlerden biri ise Sibelimle görüşememek oldu.Blog aleminde yeri çok ayrıdır benim için Tibet oğlanın güzel anası Sibelimin.

Amcamın, baba yarımın akciğer kanseri haberini aldık bayramda.O kocaman, dev gibi adamın bir anda çöktüğünü ,küçüldüğünü görmek tahminimden de fazla içimi acıttı.Ama biliyorum ki bunu da yenecek.

Minik Aşilimi 4 aydır oğlum diye severken kız olduğu haberini aldık veterinerinden:)Hayır bir terslik var hissediyorduk ama hayat oğlumuza adaletsiz davrandı herhalde deyip çok da üstünde durmamıştık.Eeee koskoca veterinerden iyi mi bilecektik canım.Kimliğine eşşek kadar erkek yazan veterinerimiz kısırlaştırmak için muayene etmeye niyetlendiğinde müjdeli haberi verdi bize:)Hayır veterinerimiz 7 aylık hamile olmasa  bu duruma cuk diye uyan bir kaç şey söyleyebilirdim asılında.Velhasılı kelam bizim Aşil oldu Aşiliye:)

Vee Talya yine yine yeniden okullu oldu.Ancak o ve biz ne olduğunu anlayamadan okulun 3 günü Ali nin tayin haberini aldık.Henüz yeri tam belli olmasa da bize yine yollar göründü.Eee be kader Yolcuyuz dedik diye insanın ömrü sürekli yollarda geçmez ki;)

Bizde göç hazırlıkları başladı.En çok beni üzen ise Talişin tam da yeni okuluna alışmışken yeniden bir başlangıç yapma zorunluluğu.4,5 yılda 3. okulu olacak.Devlet memuru çocuğu olmak da tam da böyle bir şey demek ki.


İşte bu da pembe burunlu Aşilim.Güzel kızım,bebeğimmm.Böyle masum göründüğüne aldanmayın bildiğiniz bir dişi kaplandır kendisi:)



1 Mart 2011 Salı

BLOGUMA DOKUNMAAAA


Benim için en özel alanlardan birine böyle hoyratça,böyle umarsızca elini kolunu sallayarak giremezsin. Benim erişim hakkımı küçük ticari kaygılarınla engelleyemezsin.Hey sen, sakın bloguma dokunma.....


http://uzaylianne.wordpress.com/
Henüz kapatılmadı blogum ama bunca yıllık emeğimin sanal bir çöplüğe atılmasını engellemek için bir koşu wordpressin kollarına sığındım.Blogunuzu wordpresse aktarmak içinse yetenek sizin bloguna göz atmanız yeterli.

13 Ocak 2011 Perşembe

SESSİZLİK

Koca kişisinin bir ay kadar burada olmadığını,sadece hafta sonları gelebildiğini söylemiş miydim?Yine geçici görev neyse ki bu geçici görev hali de geçici.Bu gidişi eski gidişleri kadar koymadı bana ya da bana öyle geliyor.Taliş ile şahane bir düzen kurduk o kadar dolduruyor ki günlerimi bir bakmışım ki gün bitivermiş.Ama gece olup ta Taliş uyumaya başlayınca manasız bir sessizlik dolduruyor evi.Bu sessizliğe inat tv açık,pc açık mutfakta radyo açık.Sanki tüm bunlar "O" nun yokluğunu doldurabilir gibi...
"Yeter bilgisayar başında takıldığın" diye söylenen biri olmayınca bilgisayar karşısında vakit öldürmek,bulaşıkları makineye atmak,evi toparlamak,yıkanan çamaşırları katlamak bile manasız geliyor olmalı ki hiç birini yapmıyorum 2 gündür.
Ama Taliş varsa yanımda tüm taşlar yerine oturuyor.Gülüp, tepiniyoruz gün boyu.Sahile inip denizi seyrediyoruz,bisikletle turluyoruz,sinemaya gidiyoruz,kavga ediyoruz.Bu kadar büyüdüğüne inanamıyorum bazen,burada tamda bu ıssızlığın ve yoksunluğun ortasında öylesine iyi geliyor ki arkadaşlığı.Ah be çoçuk iyi ki doğurmuşum seni....


3 Ocak 2011 Pazartesi

NE UMDUK,NE BULDUK


Yahu ne bahtsız bedeviyim ben böyle.Yeni yıl ,yeni umutlar ,yeni başlangıçlar bla bla diye kendi kendime gaz verirken,dakika bir gol bir koca kişiyle çok fena tartıştık.Sebebini hatırlıyor muyum ıhh.O hatırlıyor mudur? Sanmam 15 yıldır şöyle dişe dokunur bir sebepten dolayı kavga etmişliğimiz yoktur zaten.Onun sapı şunun çöpü bağırdın,bağırmadım,aldın,almadım vs vs...Birde geçici görevle şehir dışına çıkınca kaldım bu körolası vicdanımla baş başa.Giderayak barışsa mıydım,çok mu tepki verdim acaba,yok yok iyidir burnu sürtülsün azcık,yazık yahu bak barışmak için gelirken çikolata bile almış....pöffff küs küs gitti adam iyi mi....
Talya'nın doğum günü partisinin derdi beni yavaş yavaş germeye başladı.Valla cüceden azcık yüz bulsam  parti marti yapmayacağım.Ama çocukum resmen gün sayıyor.Şu pasta işi ise beni ayrıca geriyor.Bir pasta 120 lira olur mu yahu.İçine ne koyuyorlar bu meretlerin de 120 lira ediyor anlayabilmiş değilim.Ama şaşırmamak lazım çocuğumuzun doğum günü pastası bile statü sembolü oldu bu memlekette..Yok şeker hamırı ile kaplıyoruz,yok bebek oturtuyoruz,birde üstüne kuş konduruyoruz hade bakalım.
İnternet derya deniz deyip oturdum pc karşısına, youtube da ne kadar pasta yapım videoları varsa hepsini resmen hatmettim.Aldım bir kere gazı kendim yapıcam bu pastayı-da nasıl yapıcam.Hayatında pasta yapmak adına tek bildiği şey hazır pandispanyanın arasına hazır pasta dolgusunu doldurup, üzerine de hazır kremayı sürmek olan bir kişi bu pasta işini nasıl halleder acep?.Talya ise benim bu hain planlarımdan habersiz Winx li pasta istiyorumm.Stella olsun pastam da diye ömrümü yiyor.En iyisi bir winx bebeği alıp benim pandispanyanın üzerine oturtmak anasını satayım:)
Zor işmiş ebeveynlik işi azizim zor.Bu yaştan sonra pasta bile yaptırıyor adama. 



17 Aralık 2010 Cuma

BU ARALAR


Bir haller oldu bana yazasım yok, hemde hiç.Blog güncellemelerini bile takip etmiyorum eskisi gibi.Fazla anlam yüklediğimizi düşünüyorum , yabancılaşıyorum.Belli bir süre sonra geçecek biliyorum hep böyle oldu.Daha önce de dediğim gibi ben yaptığı işlerde  istikrar gösteren bir tip değilim.Büyük bir hevesle başlar,sonra da uzaklaşırım yaptığım" her ne haltsa" o işten.
Şu an ise örgü örüyorum bol bol.Her kış öğrendiğim ancak her yaz unuttuğum örgüye adadım kendimi.Kızıma hırka örmeye uğraşıyorum beyaz bembeyaz,kalın bir hırka.
Yıllar önce okuduğum bir kitabı tekrar okuyorum.Salonda kendime şahane bir okuma köşesi yaptım.Salonumun ortasında yükselen o anlamsız kolonda bir işlev kazandı böylece.
Antalya ya şahane yağmurlar yağıyor neredeyse her öğleden sonra.Mutfakta camın önünde duran dolaba tüneyip kahvemi içerken yağmuru izliyorum.
Yılbaşı ağacı ise süslenmek için beni bekliyor bir köşede.Her sokağa çıktığımızda elimizde yeni süslerle dönüyoruz eve.
Talya ise kesip yapıştırma işlerinin ustası oldu.Her dem elinde makas,kağıt.Mercimeklerden,makarnalardan çiçekler yapıyor.Duvarlarımızı süslesin diye
.Kısacası slow motion bir hayat sürüyoruz maaile.

***Van Gogh-Tree

20 Ekim 2010 Çarşamba

TADİLAT,KÜFÜR VS..


İnsan nereye kaçarsa kaçsın kaderini de beraberinde götürür-müş.Yaş oldu 33 ve bu tez bir kez daha doğrulandı.Ben tadilat,inşaat vs işlerinden köşe bucak kaçmaya çalışmam nafile,gelir beni bulur bu alengirli işler.
Yeni ev süper, heyoo nidaları ev sahibemizin;
-Çok şanslısınız Gülay Hanımcığım çok bizde evin dış cephesini boyatmaya karar verdik
 demesiyle son buldu.
Ulen abartma altı üstü dış cephe demeyiniz başta bende böyle bir yanılgı içine düşmüştüm.Taaki 1 hafta önceye kadar.Sabahın kör vaktinde rüyamda kara yağız bir delikanlı en acıklı sesiyle türkü çığırıyordu.Gözlerimi hafifçe araladım alla alla sesi hala duyuyorum vay anasını ne rüyaymış görüntü gitti ama sesi hala kulaklarımda demeye kalmadı ki yatak odamın camından bize bakmakta olan bir çift gözle karşılaştım.Sana geliyorum allammm nidalarıyla koca kişisini uyandırdım
-Camdan adamın biri bizi dikizliyor, valla yaa bi baksana, saçmalamıyorum ne bileyim nasıl çıkmış .... tamam be ne gülüyorsun unutmuşum işte ustaların geleceğini....
İşte böyle başladı efem bizim ustalarla maceramız.Yağdı yağmur,çaktı şimşek derken iş uzadı da uzadı.Bitti mi pek tabi ki hayır evde tüm pencereler,panjurlar kapalı halde gündüz mü gece mi anlayamadan yaşayıp gidiyoruz 1 haftadır.Peki arkalarında bıraktıkları enkaz...arka balkona çıkmak gibi bir gaflette bulundum biraz önce sanki tüm inşaat pisliğini sırf gıcıklık olsun diye bizim balkona atmış adamlar.Sırf balkon ve cam için eve yardımcı kadın alan ben ya allah deyip sıvadım paçaları...sonuç tutuk bir bel ama temiz bir balkon:)
Not:Buradan müheahhitlere,mimarlara,inşaat mühendislerine seslenmek istiyorum.Azizim şu koca koca balkonlara birde musluk koysanız da bu kadıncağızların kova ile su taşıyıp balkon yıkama ezası son bulsa.Valla sırf bu yüzden bel fıtığı olan kadınlar var:)

Gelelim Talyalı havadislere geçen cumartesi maaile bizim portakallı evde buluşuldu.Maksat tüm aile yanyana keyifli bir hafta sonu geçirmektir.Yemekler yenilir,çaylar eşliğinde terasta babaanne,hala ve anne bermuda şeytan üçlüsünü kurup dedikodunun dibine vurduğu sıralarda.Talya cücesi ders çalışmakta olan kuzenine çeşitli tacizlerde bulunmaktadır.Odanın ışığını kapatıp açar,kalemini alıp saklar,kağıt ister...vs vs.Kuzen ise önce sabırla yapma etme dese de onun da bir sabrı vardır en son kolundan tutup Talyayı odadan atmaya çalışır ki Taliş den günün veciz sözü duyulur s....git ökçe !!!!!!!!!diğer kuzenin kahkahalarını duyan anne ise ulen orada neler dönüyor bir bakayım diye içeri girer.Özge ne dedin Talya çok ayıp diye Talişe ders vermeye çalışırken anne yanağının içini ısırmak suretiyle gülmesini bastırmaya çalışmaktadır.Olayı diğer kuzenden duyan ev ahalisi de şaşkınlıkla gülmeye başlar.Talya ise kuzenine dönüp
-bak ayıp değil ayıp olsa gülmezlerdi
deyip kaçmaya çalışır ama anneden kaçış yoktur..Anne;
-Talya çok ayıp bir kelime bu bir daha duymak istemiyorum...
-Ama anneee sen duydun mu dediğimi
-Hayır duymadım
-iyi o zaman ben de demedim öyle ayıp kelime
-!!!!!!!!!!!!!!!!
Neyse ki ev ahalisi de ilk şok ve kahkaha krizini atlatıp söylediğinin ne kadar yanlış olduğunu Talişe anlatarak olayı tatlıya bağlarlar.Ve Talya'nın ilk küfürü olarak  tarihteki yerini alır:)
Not:Evet küfür eden bir hatunum.Ne kadar Talya nın yanında söylediklerime dikkat etmeye çalışsam da demek ki ağzımdan kaçıveriyormuş arada.Resimde ki şahaneler ise portakallı evimizin bahçesinde ki zeytinler.Konuyla hiç bir alakası bulunmamakla beraber sırf blog yazarının canı istedi diye postta ki yerini almıştır;)

13 Eylül 2010 Pazartesi

.....


Murat Aras" Türkiye Yasama-Yürütme-Yürütme sistemine geçti."diye tweetlemiş...Bunun üstüne başka ne denebilir ki......

25 Ağustos 2010 Çarşamba

GÜNLERİMİZ


Ne çok şey yaşandı son bir ayda....ölümler,düğünler,doğumlar,kavuşmalar ve ayrılıklar.Şimdi düşünüyorum da nasıl yetişmişim bunca koşuşturmaya
Canımın içi dedeme veda ettik.Bir devirde kapandı dedemin gidişiyle dede ocağımızın kapısı da açılmamak üzere kapandı üstümüze.Bizim avludan mı kalkacak cenazem demiş ya şair dedemin cenazesi  kalktı o yazları top koşturduğumuz avludan.Balkondan seyrettik gidişini,son kez yüzüne oradan baktık
Talya ya ise bu gidişi anlatmak zor olur sanmıştım öyle olmadı kelimeler dökülüverdi birer birer ağzımdan kendimde inanmak istedim belki de anlattığım hikayeye."O çok mutlu,çok sağlıklı,çok genç olacağı bir dünyaya eşinin,oğlunun,annesinin ve babasının yanında yaşamaya gitti...ağlıyoruz çünkü O'nu çok özleyeceğiz ama O'nun çok mutlu olduğunu unutma emi kızım"derken nasıl da inanmak istedim bu anlattıklarıma....
Ardından ise güzeller güzeli arkadaşlarımı evlendirdik tüm güzel temennilerimizle
Ve gelişi ile bizlere gelecek güzel günleri muştulayan Devrim dünyaya merhaba dedi....(.Her devrim gibi zor ve sancılı geçen bir süreçten sonra:)Canım dostum çocukluğumun gençliğimin en güzel tanığı da anne oldu.
Sonra ablam geldi ..ve gitti.....nasıl özlemişim nasıl....anlatmaya çalışmak bile beyhude Hayaller kurduk hep yan yana olacağımız yaşlanınca birbirimizin elinden tutup doktora romatizmalarımızı göstereceğimiz, kapılarda torun yolu gözleyeceğimiz hayaller:)
Şimdi ise hayat normal akışında bunca yaşanandan sonra,bunca yaşanmışlıktan sonra...
Şarkıya tık tık;)
http://fizy.com/#s/1aiyua

**Vladimir Kush-Haven

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails