kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitaplar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Nisan 2012 Perşembe

Ey hayat,ne güzelsin...

Her yanımız endişelerle kuşanmışken azcık soluk almak için bol bol kitap okumalı.


(Kitaplarımızı düzenlerken bir de sayalım dedik.205 adet kitap....üç yıldır aldığımız meraklı minikler,Tübitak ve diğer aktivite kitaplarını saymadık bile.5 yılda 205 kitap okunmuş Talişe.Milyonlarca kelime duymuş,öğrenmiş.Yüzlerce hikaye dinlemiş.....ne güzel)



Sonra bol bol film izlemek lazım.En yağlısından,tuzlusundan mısırı da aldık mı kucağımıza bak bakalım sıkıntı falan kalıyor mu insanda.


Bol bol kesmeli yapıştırmalı,"Onlara" inat  gülmeli,eğlenmeli.



Güneş gözünü kırpmaya başladığı anda sokağa çıkmalı insan,toprağa değmeli eli ayağı....


Sonra sevdiklerimizle vakit geçirmeli.En komiğinden pozlar vermeli




Hayat böyle daha güzel değil mi?

6 Ocak 2011 Perşembe

KAYIP ÇOCUK


Bu kadar içime dokunan başka bir çocuk kitabı olmamıştı.İyi ki Talya'ya okumadan önce kitaba bir göz atmayı akıl etmişim.Yoksa nasıl açıklardım gözyaşlarımın sebebini....

30 Ekim 2010 Cumartesi

Talişin büyüyen kütüphanesi


Çok uzun zaman olmuş Talişin kütüphanesinde ki kitap bilgilerini güncellemeyeli.Ben diğer bloglarda ki kitap tanıtım postlarına bayılıyorum.Aslında çocuk kitaplarına bayılıyorum o illüstrasyonlar hele, beni bitiriyor.Benim çocukluğumda bu kadar çok kitabım yoktu elde olanlar ise kötü çizimli bir kaç masal kitabı,Ayşegül serisi ki hala bayılırım ayşegüle ve çocuk klasikleri.Kim hediye almıştı anımsamıyorum ama 3 boyutlu deniliyor hani açınca sayfaları hopp masal canlanıveriyormuş hissi veren bir pamuk prenses kitabım olmuştu.Kuzenimin kitabıma dokunmasına bile izin vermediğimi hatırlıyorum, birde ağlayarak anneme şikayet edişini.
Hemen kendi çocukluğuma inivermişim,çok psikanalitik yaklaşımlı bir yazı oldu yahu:)


Bayılıyorum İş Bankası yayınlarının kitaplarına.İşte bu da onlardan biri.Babasını dev gibi gören bir miniğin dilinden,sevimli bir baba-oğul hikayesi.

Bir baba-oğul hikayesi daha....Dışarı çıkarken gofrete sarılmayı unutan babasını ararken gofretin başına neler geliyor neler...Taliş bu iki kitabı da babasının okumasından çok keyif alıyor.

İşte bu da bir anne-çocuk hikayesi.İşe geç kalan bir anne,okula yetiştirilmesi gereken bir fındık ve unutulan öpücük...her kitap bitiminde sıkı sıkıya anneye sarılan "seni seviyorum annecim" diyen bir Talya

Bu kitabımız ise ODTÜ yayınlarından.Bologna çocuk kitap fuarından ödüllü bir kitap.İlk okuyuşumda beni çok sarmasa da talya her okuyuşumda mest oluyor.Gülmeyi unutan bir kaplumbağa bir gün "güldüren ot " yerse başına neler gelir dersiniz....
Talya ile Tinkerbell i izledikten sonra uğradığımız kitapçıdan seçtiği bir kitap.Perilere inanmayan kızım için çok da isabetli bir seçim değilmiş..İllüstrasyonları kötü ,o kadar çirkin periler çizilmiş ki taliş ilk okuyuşumuzda çok korkmuştu.Hikaye kötü.Velhasılı kelam alınası bir kitap değil.

İşte benim favorim bu sevimli suaygırı.Tek kelimeyle harika, çizimler ,öykü,şarkıları,verilen mesaj.Her akşam bıkmadan okuduğum tek kitap.Şarkısı ise uzun bir süre dilinize pelesenk olabilir benden söylemesi.
Suaygırı olmak istemiyorum yooo yooo yoooooooo
Zebra ya da bufalo lo lo looo
Ağaçta şarkı söyleyen maymuuun
Suaygırı yerine maymuuuuun olsaaaaam.  :))

Bu karakter eğitim seti adında yayımlanan kitaplardan ben uzak durmaya çalıştıkça Talya her seferinde birini aldırmayı başarıyor.Cemile,Atakan derken birde Hamdi girdi hayatımıza.
Tüm bunların yanında tübitakın erken çocukluk dönemi kitaplarından "vücudumuz,duygularımız,korkmuyorum
" kitaplarını ise şiddetle tavsiye ederim-z-

Şimdilik bu kadar kitap tanıtımı yeter.Aylardan beri ilk defa öğle uykusu uyuyan kuzuyu uyandırmak lazım.Nasıl yorulduysa parkta, aralıksız iki saattir uyuyor.Bu da demek oluyor ki bu gece Talya mesaisi uzayacak.

12 Nisan 2010 Pazartesi

"MUZ SESLERİ "OVALARA YAYILIR...


"Onu ağustosta muz tarlalarına götürecektim.Muz seslerini dinleyecekti.Nasıl sevineceğini,hayret edeceğini düşündükçe....."
Ben kitap eleştirisi yapmaktan hazzetmiyorum sevgili blogdaşlarım.Bir kitabı ya severim,ya sevmem,ya su gibi akar gider kitap elimde,ya da sürünür durur komodinimin üstünde.
Ece temelkuran takip ettiğim çok sevdiğim bir gazetecidir.İlk romanını yazdığını duyunca hemde bir ortadoğu romanı yazdığını duyunca hemen kitabı edinip başladım okumaya.Başlangıçta hikaye sizi bir anda içine alır gibi yapsa da sayfalar ilerledikçe allaammm bu insanın insana yaptığı zulümdür bitmiyor bitmiyorrrrr noktasına getiriyor.
Ancak dikkat çekici aforizmalar var kitapta.Bir cümleye takılı kalıyorsunuz uzun süre akınızdan çıkmıyor bunu bir yere not etmeliyim hissi ile okumaya devam ediyorsunuz ancak o kurgusu yok mu işte o bitirdi beni ece temelkuran gibi keyifli kalemi olan bir yazardan bu kadar acemice bir kurgu beni müthiş hayal kırıklığına uğrattı.
Kitabı bitirebilmek için maksimum çaba sarf ettiğimide belirteyim hemen.
Tüm bunlara rağmen,ben acemice eklenmiş  aşk kurgusuyla bir Ortadoğu romanı okurum;buna yetecek sabrım da var vaktim de diyorsanız hiç kaçırmayın derim;)
keyifli okumalar o zaman.....

25 Mart 2010 Perşembe

TALİŞ'İN MİNİK KÜTÜPHANESİ


Bundan neredeyse 6 ay önce Talya'nın sevdiği-okuduğu kitaplardan oluşan bir liste yayınlamıştım blogumuz da.Bu sabah da her zaman yaptığım gibi elimde kahvem bloglar arasında küçük bir gezintiye çıktım ve sevgili Berna'nın blogunda "Ekin'in kitaplarından seçmeler" yazsını okuyunca neden ben de Talişin değişen kitap zevkini paylaşmıyorum ki diye düşündüm.
Önce Talişin vazgeçilmezi olan neredeyse her gece 5-6 kitabını okutmak için dişlerini fırçalarken pazarlığa başladığı Dora serisi var.
 Basit ingilizce kelimeleri öğretmesi,çocuğu da hikayenin içine katarak kendini hikaye kahramanı gibi hissettirmesi açısından çok başarılı bulduğum bir seri

                               Ardından  gelen kitaplarımız ise benim sevimli dostlarım serisi
                                    Bu seride ise Maskara maymun ve ilginç inek favori kitaplarımız

Ardından gelen seri ise yap-bozlu kitaplarımız,her ne kadar hikayeleri Talya'nın çok ilgisini çekmese de yap-bozları ile oynamak hala çok hoşuna gidiyor:)



 Anne-kız bayıldığımız bir kitap daha ...kırmızı bir elmanın içinde yaşayan küçük kurtçuğun sevimli hikayesi 

Taliş henüz 1,5 yaşlarında iken aldığım sesli kitaplar serisi "pıtırcık"ve maceraları

                           ve bizim için bir klasik tübitakın erken çocukluk dönemi kitapları







Ancakk bir kitap var ki bizim için yeri bambaşka taliş henüz 4 aylıktı sanırım O'na kitap okumaya başladığımda ve o zaman ilk kitabımızı almıştık"Üç küçük domuzcuk" o kadar dikkatle dinlerdi ki:)ve ilk kelimesi de anne,baba,mama yerine hain kurt efekti çıkarmak olmuştu:) en şaşkın,en tatlı haliyle ha ha haa diyerek görüp göreceğiniz en sevimli kurt olurdu.

İşte bizim kütüphanemizin bir bölümü....umarım diğer annelere fikir vermesi açısından faydalı olur.

9 Aralık 2009 Çarşamba

BU DİNCİLER O MÜSLÜMANLARA BENZEMİYOR



1 haftadır soluksuz oku-yorum Soner Yalçın'ın yeni kitabını daha önce okuduğum kitapların da olduğu gibi heyecanla,hadi canım sendelerle,aa bu kadarı da fazla nidalarıyla....Ancak bu kitabın yorumunu bu sefer ben değil de "eski mahallesine"dışarıdan bakan Ahmet Hakan yapsın olur mu?

SONER Yalçın’ın “Bu Dinciler O Müslümanlara Benzemiyor” adlı yeni kitabını Ankara’ya giderken yanıma aldım, “uçakta bakarım” diye...
Fakat ne mümkün!
“Uçakta bakarım” diye yanıma aldığım kitabı, bütün bir Ankara yolculuğum boyunca elimden düşüremedim.
Okudum, okudum...
Altını çizerek...
Bazen fena halde katılarak... Bazen itirazlar ederek... Bazen hatırlayarak... Bazen gülümseyerek... Bazen öfkelenerek... Bazen şaşırarak...

* * *

Neyi mi anlatıyor Soner Yalçın?
Bir yandan İslami kesimin “Güzel atlara binip giden” güzide şahsiyetlerinin faziletlerini anlatıyor, bir yandan da bu şahsiyetlere solun kulaklarını neden sağır kıldığını sorguluyor.
Mesela... Cahit Zarifoğlu’nu öyle güzel anlatıyor ki, gıpta ettim. Onun artistliğini, Cemal Süreya ile dostluğunu, “7 Güzel Adam”ı, Maraş Lisesi’nin cevval delikanlılarını falan...
Cemil Meriç’i anlatıyor mesela... Okumaktan gözleri körelmiş Cemil Meriç’in, kimseler tarafından anlaşılamama derdini...
Mesela... Nurettin Topçu’yu anlatıyor. Hepimize “İsyan Ahlakı”nı öğreten adamı... Onun hem sosyalizme, hem de İslam’a olan yatkınlığını...
Hece dergisini... Hareket dergisini...
Mesela... İslamcı sosyalistleri anlatıyor...
Ve sonra da soruyor:
“Bu erdem abidesi, bu fazilet timsali insanlar nereye gitti?”
Bu sorunun ardından da çok daha mühim bir soruyu gündeme getiriyor.
Üslupsuzluk batağına saplanmış, karşı kampa sövme yarışına girmiş, cehaleti bayrak edinmiş, bağımsız aydın duruşunu kaybetmiş tiplerin nereden çıktığını sorguluyor.

* * *

Sanırım kitabın müptelası olmamın nedenini buldum:
Kitabın derdiyle benim derdim acayip benziyor da ondan...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails