Henüz okullar açılalı 2,5 ay olmuşken,derslere başlayalı ise henüz 1 ay olmuşken okumak ve yazmak için bu acelen neden be kuzum.
eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Aralık 2012 Salı
10 Eylül 2012 Pazartesi
Minimini birler
Günler süren korkularımızı,çekincelerimizi,kaygılarımızı bir tarafa bıraktık.En kötü karar bile bu kararsızlıktan daha iyidir deyip Talişkoyu minimini birlerden biri yaptık.
Bu kararı vermek emin olun ki çok çok çok zor oldu.Talişkonun fiziksel,kişisel özellikleri danıştığımız eğitimciler bu kararımızı destekleyince,kendimizi okul sırasında buluverdik.
Bulduk bulmasına da daha dün kucağımda ki bebem nasıl oldu da bu kadar büyüdü.İşte biz bunu bir türlü anlayamadık.
Bu kararı vermek emin olun ki çok çok çok zor oldu.Talişkonun fiziksel,kişisel özellikleri danıştığımız eğitimciler bu kararımızı destekleyince,kendimizi okul sırasında buluverdik.
Bulduk bulmasına da daha dün kucağımda ki bebem nasıl oldu da bu kadar büyüdü.İşte biz bunu bir türlü anlayamadık.
8 Haziran 2012 Cuma
SON
Bu sabah her zamankinden biraz daha erken kalktın yatağından.Gözlerin dolu dolu
"ben okulun kapanmasını istemiyorum" diyerek kaçtın odana.O minicik bedenini kucakladım sıkı sıkı tatile gideceğimizi ,istediğin saatte uyuyabileceğini,arkadaşlarını evimize davet edebileceğini, bahçede kamp çadırı kurabileceğimizi anlattım uzun uzun.Akan göz yaşlarını sildin gülümseyerek.Günlerdir istediğin askılı bluzunu giymene izin verdim altına pembe eteğini.Elinde öğretmenin için aldığımız hediye paketiyle son kez okula yolladım seni....
Bebeğim,hala süt kokan çocuğum ne zaman, ne zaman bu kadar büyüdün sen....
"ben okulun kapanmasını istemiyorum" diyerek kaçtın odana.O minicik bedenini kucakladım sıkı sıkı tatile gideceğimizi ,istediğin saatte uyuyabileceğini,arkadaşlarını evimize davet edebileceğini, bahçede kamp çadırı kurabileceğimizi anlattım uzun uzun.Akan göz yaşlarını sildin gülümseyerek.Günlerdir istediğin askılı bluzunu giymene izin verdim altına pembe eteğini.Elinde öğretmenin için aldığımız hediye paketiyle son kez okula yolladım seni....
Bebeğim,hala süt kokan çocuğum ne zaman, ne zaman bu kadar büyüdün sen....
22 Mayıs 2012 Salı
5 ÇOK ERKEN
Saat:18:30
-Talyaaa hadi anneciğim yap şu ödevini
-Anneee angelina balerina bitsin öyle yapayım ne olurrrrr.
.....
-Talyam hadi kızım otur artık şu masaya
-Yaa odamda yapmıycam işte burada yapıcam
-Kızım tv karşısında ödev yapılmaz
-Yaaa olmaz burada yapıcamm
-İyi yap Talya yap da nerede yaparsan yap
......
-Anneee kalemim düştü
-Kızım düştüyse alsana
-Alamam
....
-Talyam tv izlemeyi bırakır mısınnn?
-İzlemiyorum bakıyorum
Tv kapatılır
-Talya hadiiiiii
-Off taşırıyorum işte, yapmıycam ben bunu yapmıycammm
.......
Saat:21:00
-Talyam kuzum hadi bitirelim şu ödevi
-Ama elim acıyor yapmıycam sabah yaparım
-Talya sabah olmaz zaten zor yetişiyoruz okula
-Yaaaa uykum geldi benim.Babaaaa yatalım hadiiiiiiiiiii
Epi topu bir sayfa çizgi çalışmasını yaptıra bilmek için bin bir takla attığım çocuğumu 4 ay sonra ilkokul sırasına oturtacaklarına inanamıyorum.
3 Nisan 2012 Salı
Hadi başka kapıya
Henüz tuvalete tek başına gidemeyen,ayakkabısını,montunu yardımsız giyemeyen,iki sıra çizgi çalışınca parmakları ağrıyan, uyku arkadaşı olmadan uykuya dalamayan çocuğumu ilkokula vermemi bekliyorlar....nah veririm.
5yaşında ki çocuğumun,çocuklarımızın yeri okul öncesi eğitim kurumlarıdır.İlköğretim sıraları değil.İşte bunun için #5cokerken.
30 Mart 2012 Cuma
Biröğretmenbiröğretmenegelberaber
"Bir öğretmen bir öğretmene gel beraber ankaraya sözümüz olduğunu göstermeye gidelim" demiş.
Bir öğretmen gitmiş, bir gaz yemiş, bi güzel ıslanmış, öbür bir öğretmen ise evinde yayılmışşşş, ohh demiş iyi oldu. Devletekarşıgelenelkırılsın.
Bir öğretmen eylem sonrası otobüse binmiş,istanbul'a dönmek için. GECE olmuş, yorgun Bir öğretmen evine vardığında. eşi biraz sitemkar, biraz gururlu, Bir öğretmenin gözaltlarında beliren "yorgunum" çığlığından olsa gerek biraz endişeliymiş ama belli etmemiş, ne sitemini, ne gururunu, ne endişesini. "Yatağı açayım da, sen duş alıp hemen yat" demiş.
Bir öğretmen ders programıma bakmam lazım demiş cevaben. Eşi sormuş "niye?".
"Yazılı okuyacağım" demiş Bir öğretmen. Duş aldıktan sonra masasının başına oturup yazılı okumuş, 1tane2tane3tane4tane30tane31tane56tane...
Gözkapaklarının düşmesini engelleyemeyecek hale geldiğinde, kalkıp yazılıları toplamış, ertesi gün derse getireceği materyalleri hazırlamış, çantasına plan program ne varsa eklemiş. Yatmış, yataryatmaz da uyumuş.
Rivayet odur ki,
İki gündür eylemde geleceğini kurtarmaya çalıştığı öğrenciler, ertesi gün Bir öğretmeni karşılarında görünce, pek bir üzülmüşler. Dersleri boş geçmeyecek diye. Yazılısını okuduğu sınıfa gittiğinde, öğrencinin biri şımarık bir tavırla "niye okudunuz ki hocam ya. Hepimize 50 verin geçelim." demiş. Duymamazlıktan gelmiş Bir öğretmen.
Öğretmenler odasına girmiş teneffüs olunca. bir öğretmeni görmüş Bir öğretmen.
"ne oldu gittin de!" demiş bir öğretmen. "yediniz copu, gazı, geldiniz."
Bir öğretmen bakmış. Sadece. Sonra başka bir konu anlatırmış gibi devam etmiş söze;
"Thoreau, sivil itaatsizlik kavramının babası kabul edilir bilir misin?"
bir öğretmen "bilmiyorum o kim ki?" diye cevap vermiş.
Bir öğretmen devam etmiş. "Amerikalı bir yazar. Kendisi Gandhi'ye, Martin Luther King'e ilham vermiştir."
bir öğretmen "kime kime" diye sormak istese de sormamış, havası bozulmasın diğer öğretmenlere karşı diye. Gerçi Gandhi'yi gandhi kemal'den hatırlar gibiymiş ama, bu Martin Luther King, bir boksör mü, futbolcu mu diye düşünmüş bir süre. Uzun süre düşünemeyince, devam etmiş. "eee..."
Bir öğretmen devam etmiş;
"Thoreau özel bir adammış." Basitleştirerek anlatmaya özen göstermiş Bir öğretmen bir öğretmene. "Devletin halkı sömürdüğü, ezdiğine inandığı için vergi ödemeyerek bir tür eylem yapıyormuş."
"devlete karşı geliyormuş yani." Demiş bir öğretmen bilgece.
Bir öğretmen devam etmiş. "neyse Thoreau hapse atılmış bu nedenle. En yakın arkadaşı ve akıl hocası Ralph Waldo Emerson kefaletini ödemek için, hapishaneye gitmiş. Ve Thoreau'ya sormuş;
'thoreau neden buradasın?'
Thoreau şöyle cevap vermiş; 'Asıl soru şu; sen niye burada değilsin?'*
Bir öğretmen çayından bir yudum almış, televizyona dönmüş eylem haberlerini izlemeye koyulmuş. bir öğretmen Bir öğretmene bakakalmış, devam etmesini bekliyormuş.
"eee devamı yok mu" demiş.
Bir öğretmen gülümsemiş.
"bak copu, gazı nasıl yediğimizi gösteriyor. İzle."
biröğretmenBiröğretmene bakmış. "Gelberaberçayiçelim" demiş. (SK/HK)
SULTAN KOMUT- BİANET
27 Mart 2012 Salı
Kütüphane gezimiz
Cumartesi günkü gezimizin ikinci ayağı ise Burdur İl Halk Kütüphanesiydi.Talya'nın kütüphane ile tanışmasının Kütüphane Haftasına denk gelmesi de hoş bir tesadüf oldu.Ancak kütüphaneden içeri girip çocuk bölümüne adımımızı attığımız anda tuvalet mi lağım mı ne olduğunu anlayamadığımız kesif bir koku ile karşılaştık. İçeriye girdiğimizde kokunun etkisi biraz azalmış veya burnumuz kokuya alışmıştı.Oyun bölümünde Talya'yı bırakıp üst kata çıktığımda, kırık dökük bir taşıyıcı kolon güya harçla onarılmış halde binanın orta yerinde arzı endam ediyordu.İçeride bir grup öğrenci ders yüksek perdeden bağrışarak ders çalışıyordu.
Tüm bu olumsuz koşullar Talya'nın keyfini kaçırmadı.O tüm dikkati ile kitapları incelemeye oyun alanında oyuncaklarla oynamaya devam etti.Çıkarken kütüphaneye üye olmayı da ihmal etmedik.Ve kütüphaneden ilk emanet kitabını da aldı.Dewey Kütüphanede Bir Kedi Var.
Yorucu ve eğlenceli geçen günün ardından Aşile Deweyin öyküsünü anlatan Talya:)
Tüm bu olumsuz koşullar Talya'nın keyfini kaçırmadı.O tüm dikkati ile kitapları incelemeye oyun alanında oyuncaklarla oynamaya devam etti.Çıkarken kütüphaneye üye olmayı da ihmal etmedik.Ve kütüphaneden ilk emanet kitabını da aldı.Dewey Kütüphanede Bir Kedi Var.
Yorucu ve eğlenceli geçen günün ardından Aşile Deweyin öyküsünü anlatan Talya:)
25 Mart 2012 Pazar
Müze,Sagalassos,Kibyra,Psidya ve Hacılar
Baştan uyarayım bu post bol fotoğraflı,bol gezmeli,bol aktiviteli bir post olacak.Geldi,geliyor,gelecek derken insanın başını döndüren bahar bizim buralara da geldi.Cumartesi Ali'nin de nöbetçi olmasından istifade ana-kız harika bir organizasyon yaptık.İstikamet Burdur.....
Yemeği beklerken
Sonunda siparişler geldi....
Karnımızı doyurduktan sonra yeniden yollara düştük.İşte ilk durağımız Burdur Müzesi.
Müzenin giriş ve bahçe kısmında bulunan Osmanlı ve Selçuklu dönemine ait yazıt ve mezar taşları.
Tanrıların tanrısı,tanrıların babası Zeus büstleri ve heykelleri
Roma,Bizans Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait sikkeler
Sagalassos antik kenti buluntularından Dyonisos heykeli
Elinde bereket boynuzu taşıyan kadın heykeli
Athena heykeli
Nemesis heykeli
Ve yılın ilk dondurması:)
Ardından Burdur il halk kütüphanesine doğru yol aldık. Ve ilk kütüphane ziyaretimizi gerçekleştirdik ki onu da diğer postta yazmalı.
Burdur Müzesi hakkında dahga fazla bilgi almak ve sanal bir müze turu yapmak için Burdur Müzesi
Sagalassos Antik kenti ve Antoninler çeşmesi için Sagalassos Resmi sitesi ve Wikipedia bilgisi için buraya tık.
28 Şubat 2012 Salı
Son günlerde bir çoğunuz gibi bende.Pinterest'te kendimi kaybediyorum.Allahım o ne muhteşem fikirler.Gördüğüm her şeyi yapmak,denemek istiyorum.Mesela dikiş makinem olsun istiyorum.Kızıma şahane elbiseler dikmek istiyorum-ki hayatımda dikiş makinesinin başına oturmuşluğum bile yok.Nedense buradan bakınca yapabilirmişim gibi geliyor:)
Şimdilik dikiş makinem olmadığı için dikiş nakış hayallerimi başka bahara erteledim.Ama eğitim ile ilgili muhteşem fikirlerden bir kaçını yavaş yavaş denemeye başladım.İşte onlardan biri " Hareketli alfabe "
Benim yer elması okuldan gelir gelmez oturdu bizim alfabenin başına.Her şeyde yaptığı gibi bunu da amacının dışında ama şahane bir yaratıcılıkla harf tombalası şekline getirdi.Eğitici mi bilmem ama çok eğlenceli olduğu kesin.
Şimdilik dikiş makinem olmadığı için dikiş nakış hayallerimi başka bahara erteledim.Ama eğitim ile ilgili muhteşem fikirlerden bir kaçını yavaş yavaş denemeye başladım.İşte onlardan biri " Hareketli alfabe "
Bu bizim hareketli alfabenin orjinal hali
Bu da benim yorumumla hareketli alfabemiz.
Evet orjinali kadar profesyonel olmadığını biliyorum ama mantık doğru galiba:)
Benim yer elması okuldan gelir gelmez oturdu bizim alfabenin başına.Her şeyde yaptığı gibi bunu da amacının dışında ama şahane bir yaratıcılıkla harf tombalası şekline getirdi.Eğitici mi bilmem ama çok eğlenceli olduğu kesin.
11 Ağustos 2011 Perşembe
Buralarda değişen bir şey yok
Dışarısı gölgede 40 derece sıcakken soğuk algınlığı geçirmeyi başaran o bahtsız bedevi benden başka kim olabilir ki.Antalya yanıyor ben yanıyorum ateş,burun akıntısı,kızarmış bir boğaz ve aldığım ilaçların etkisinden midir nedir bilinmez sürekli bir uyku hali.Olayın vahametini bir de şöyle anlatayım dün gittiğim sinemada gözüm açıkken gördüğüm ilk şey teaserlar son gördüğüm ise filmin kapanış jeneriğiydi.Arada full uyumuşum:)Ey insan evladı madem bu kadar hastaydın sinemada ne işin var diye sorarsanız 4,5 yaşında dediğim dedik öttürdüğüm düdük diyen bir çocuğunuz olmadığını varsayarak sorunuzu görmezden gelmeyi yeğliyorum efem.
Ama hala aklım almıyor, nasıl o denli ağır uyuduğumu ve Talişin beni nasıl uyandırmadığını.İşte bu yüzden filmle ilgili iki kelam edemiyorum ama Talişe sorarsak film süpermiş en komiği de azmanın gerçek bir kedi olmasıymış.
Her şeyi anlatmaya yine sondan başladım değil mi?Biraz geriye doğru gidersek bu arada tek hastalananın ben olmadığımı da öğreneceksiniz.Taliş de klasik bir yaz hastalığı geçirdi görüşemediğimiz günlerde.Otit externa yani başka bir deyişle yüzücü kulağı.Babasının havuza girmeyin haykırışlarını duymadan gelip havuza çift salto,çivileme.bodoslama dalmak suretiyle kendini yine hasta etti kuzucuk.Doktor amcasının banyo suyu bile yasak artık deyişiyle bizim için kabus başladı.Evde misafirliğe gelen sebi sübyanın havuzun,denizin gözüne vurup her allahın günü yosun tutana kadar suda kalmasını izlerken Talişi zaptetmek hepimizi bayağı zorladı.
Tedavisinin 3. günü ağrısı azalmış su aşkı daha da artmıştı.Bizde ağrısının azalmasını fırsat belleyip 10 kişilik bir ekiple köprülü kanyonda raftinge gittik.Başta Taliş nasıl tepki verecek,korkacak mı diye tedirgin olsak da Talişin botun içinde ki sevinç çığlıkları hepimizi rahatlattı.3,5 saat boyunca botun içinde kah kürek çekti kah bize kaptanlık yaptı.
Geçen günlerde yine misafir ağırlandı sabahlara kadar kağıt oynandı.Misafirler yolcu edildi.Bayramda İstanbul a gitme planları yapıldı.Veee en önemlisi Taliş okula kaydoldu.12 eylül de yine yine yeniden kuzu okullu olacak..
Okula çocuğunu kaydettirip okuldan gözleri dolu dolu çıkma becerisine sahip ebeveynler olarak tarihe geçtiğimizi söylersem nasıl heyecanlı olduğumuzu anlarsınız sanırım.Hayır ilk defa da gitmeyecek ki okula nedir bizde ki bu duygusallık bilmem.
Şimdi izninizle akan burnumu da alıp yavaşça yatay pozisyona geçmek üzere buraları terk ediyorum.Malum yatmadan ,dinlenmeden geçmiyor bu lanet hastalık.
Ama hala aklım almıyor, nasıl o denli ağır uyuduğumu ve Talişin beni nasıl uyandırmadığını.İşte bu yüzden filmle ilgili iki kelam edemiyorum ama Talişe sorarsak film süpermiş en komiği de azmanın gerçek bir kedi olmasıymış.
Her şeyi anlatmaya yine sondan başladım değil mi?Biraz geriye doğru gidersek bu arada tek hastalananın ben olmadığımı da öğreneceksiniz.Taliş de klasik bir yaz hastalığı geçirdi görüşemediğimiz günlerde.Otit externa yani başka bir deyişle yüzücü kulağı.Babasının havuza girmeyin haykırışlarını duymadan gelip havuza çift salto,çivileme.bodoslama dalmak suretiyle kendini yine hasta etti kuzucuk.Doktor amcasının banyo suyu bile yasak artık deyişiyle bizim için kabus başladı.Evde misafirliğe gelen sebi sübyanın havuzun,denizin gözüne vurup her allahın günü yosun tutana kadar suda kalmasını izlerken Talişi zaptetmek hepimizi bayağı zorladı.
Tedavisinin 3. günü ağrısı azalmış su aşkı daha da artmıştı.Bizde ağrısının azalmasını fırsat belleyip 10 kişilik bir ekiple köprülü kanyonda raftinge gittik.Başta Taliş nasıl tepki verecek,korkacak mı diye tedirgin olsak da Talişin botun içinde ki sevinç çığlıkları hepimizi rahatlattı.3,5 saat boyunca botun içinde kah kürek çekti kah bize kaptanlık yaptı.
Geçen günlerde yine misafir ağırlandı sabahlara kadar kağıt oynandı.Misafirler yolcu edildi.Bayramda İstanbul a gitme planları yapıldı.Veee en önemlisi Taliş okula kaydoldu.12 eylül de yine yine yeniden kuzu okullu olacak..
Okula çocuğunu kaydettirip okuldan gözleri dolu dolu çıkma becerisine sahip ebeveynler olarak tarihe geçtiğimizi söylersem nasıl heyecanlı olduğumuzu anlarsınız sanırım.Hayır ilk defa da gitmeyecek ki okula nedir bizde ki bu duygusallık bilmem.
Şimdi izninizle akan burnumu da alıp yavaşça yatay pozisyona geçmek üzere buraları terk ediyorum.Malum yatmadan ,dinlenmeden geçmiyor bu lanet hastalık.
30 Ekim 2010 Cumartesi
Talişin büyüyen kütüphanesi
Çok uzun zaman olmuş Talişin kütüphanesinde ki kitap bilgilerini güncellemeyeli.Ben diğer bloglarda ki kitap tanıtım postlarına bayılıyorum.Aslında çocuk kitaplarına bayılıyorum o illüstrasyonlar hele, beni bitiriyor.Benim çocukluğumda bu kadar çok kitabım yoktu elde olanlar ise kötü çizimli bir kaç masal kitabı,Ayşegül serisi ki hala bayılırım ayşegüle ve çocuk klasikleri.Kim hediye almıştı anımsamıyorum ama 3 boyutlu deniliyor hani açınca sayfaları hopp masal canlanıveriyormuş hissi veren bir pamuk prenses kitabım olmuştu.Kuzenimin kitabıma dokunmasına bile izin vermediğimi hatırlıyorum, birde ağlayarak anneme şikayet edişini.
Hemen kendi çocukluğuma inivermişim,çok psikanalitik yaklaşımlı bir yazı oldu yahu:)
Bayılıyorum İş Bankası yayınlarının kitaplarına.İşte bu da onlardan biri.Babasını dev gibi gören bir miniğin dilinden,sevimli bir baba-oğul hikayesi.
Bir baba-oğul hikayesi daha....Dışarı çıkarken gofrete sarılmayı unutan babasını ararken gofretin başına neler geliyor neler...Taliş bu iki kitabı da babasının okumasından çok keyif alıyor.
İşte bu da bir anne-çocuk hikayesi.İşe geç kalan bir anne,okula yetiştirilmesi gereken bir fındık ve unutulan öpücük...her kitap bitiminde sıkı sıkıya anneye sarılan "seni seviyorum annecim" diyen bir Talya
Bu kitabımız ise ODTÜ yayınlarından.Bologna çocuk kitap fuarından ödüllü bir kitap.İlk okuyuşumda beni çok sarmasa da talya her okuyuşumda mest oluyor.Gülmeyi unutan bir kaplumbağa bir gün "güldüren ot " yerse başına neler gelir dersiniz....
Talya ile Tinkerbell i izledikten sonra uğradığımız kitapçıdan seçtiği bir kitap.Perilere inanmayan kızım için çok da isabetli bir seçim değilmiş..İllüstrasyonları kötü ,o kadar çirkin periler çizilmiş ki taliş ilk okuyuşumuzda çok korkmuştu.Hikaye kötü.Velhasılı kelam alınası bir kitap değil.
İşte benim favorim bu sevimli suaygırı.Tek kelimeyle harika, çizimler ,öykü,şarkıları,verilen mesaj.Her akşam bıkmadan okuduğum tek kitap.Şarkısı ise uzun bir süre dilinize pelesenk olabilir benden söylemesi.
Suaygırı olmak istemiyorum yooo yooo yoooooooo
Zebra ya da bufalo lo lo looo
Ağaçta şarkı söyleyen maymuuun
Suaygırı yerine maymuuuuun olsaaaaam. :))
Bu karakter eğitim seti adında yayımlanan kitaplardan ben uzak durmaya çalıştıkça Talya her seferinde birini aldırmayı başarıyor.Cemile,Atakan derken birde Hamdi girdi hayatımıza.
Tüm bunların yanında tübitakın erken çocukluk dönemi kitaplarından "vücudumuz,duygularımız,korkmuyorum
" kitaplarını ise şiddetle tavsiye ederim-z-
Şimdilik bu kadar kitap tanıtımı yeter.Aylardan beri ilk defa öğle uykusu uyuyan kuzuyu uyandırmak lazım.Nasıl yorulduysa parkta, aralıksız iki saattir uyuyor.Bu da demek oluyor ki bu gece Talya mesaisi uzayacak.
24 Aralık 2009 Perşembe
TAN...TAN....TANTRUMMMM
Ey blog ahalisi ne zaman bitecek bu sendromlar var mı aranız da bana aklı verecek bir insan evladı.Meşhur iki yaş sendromunu atlattık hadi vatana millete hayırlı olsun derken bir de bunun 3 yaş sendromu peydah oldu anne ile babaya da bir haller oldu.Sakinliği ile nam yapmış anne talişin dellenme anların da hıçkıra hıçkıra ağlamaya,çaresiz baba ise bir talişi bir beni sakinleştirmeye çalışmakla meşgul.Benim kuzu postuna bürünmüş minik kurdum istediği olmayınca tabiri caiz ise böğüre böğüre ağlayıp,sağa sola çakma chakie chan misali tekmeler savuruyor.Susturmanın mümkünü yoK,kusana kadar ağlıyor velet o sırada talişi susturmaya çalışan ben en son yeter ulen deyip yatak odasında ben nerede yanlış yaptım şarkısı eşliğinde hıçkırıklara boğuluyorum anlıyacağınız tam bir şenlik havası hakim son günler de bizim evde:)
Derken bir dergi geçti elime şu mümmesillerin dağıttığı, ilaç firması dergilerinden başlığı görür görmez karı-koca can evimizden vurulduk"EBEVEYİNİN ÖFKE NÖBETİYLE İMTİHANI"ahan da bizi yazmışlar diyerek karı koca yalamadan yuttuk yazıyı.Aslında hepimizin bildiği,okuduğu teoride süper olduğumuz ne yazık ki benim pratiğe geçişte( yukarıda resimde görüldüğü üzere) sorunlar yaşadığım yazılardan biriydi.Ama tam da yaşadığımız bu sıkıntılı dönemde yazılanlar karşılığını bulunca sizlerle paylaşmadan edemedim
Şincik sevgili blog ahalisi yazar der ki;
BU ÖFKENİN SEBEBİ NE????
(Benim de en çok merak ettiğim şey buydu.Ulen bu yaşta bu sinir nedennnnn,yediğin önünde yemediğin arkanda geziyoruz işte)Belli başlı bir kaç nedeni var aslında bu öfke nöbetlerinin,çocuk o sırada ilgi çekmek ister(benim ki her dem istiyor kiii)yorgundur,uykusuzdur,açtır tüm bunların yanında o an yaşadığı bir durumla ilgili hayal kırıklığına uğradıysa öfke nöbetleri kaçınılmaz olacaktır.Bir diğer sebep ise çocuğun özgürlük ve özerklik isteğidir.kapasitelerinin çok üstünde de olsa şiarları BEN YAPARIMM dırAncak yapamadıklarını görünce öfke nöbetine zemin hazırlanmış olur.
Öfke nöbetleri sırasın da bağıracak,ağlıyacak,eşyalar havada uçacak,morarana dek nefesini tutacak,vs...o nöbet sırasın da ne söylerseniz söyleyin çocuk sizi duymayacaktır.Yapılacak en doğru davranış onun yanında öfke nöbeti bitene kadar oturmak olacak(varmıdır acaba çelik gibi sinirlere sahip bir koçyiğit aramızda:)))
Bulunduğu odayı terk etmek,çocukta terk edilme duygusu yaratacaktır geçirdiği bu öfke nöbeti aslında çocuğu da korkutan bir durumdur.
Öfke nöbeti esnasında çocuğun anlamsız isteklerine evet denilmemeli vaatlerde bulunulmamalıdır.
Eğer çocuk öfke nöbeti esnasın da kendine veya çevresine zarar veriyor ise sakince kucaklanarak odasına götürülmeli orada ona neden odasına götürüldüğü açıklanmalı ve sakinleşinceye kadar onunla orada kalacağınız söylenmelidir.
FIRTINADAN SONRA
(Eğer konuşacak haliniz kaldı ise) çocuk ile neler olduğu konuşulmalı,hayal kırıklığını anlayışla karşıladığınızını belirtip,duygularını sizinle paylaşmasına yardımcı olunmalı.
kucaklayıp,gülümseyip"üzgünüm seni anlayamadım,şimdi bağırmadığın için ne demek istediğini anlayabiliyorum" gibi sözlerle konuşulmalı imiş.
HEY ÖZGÜRLÜK
Bu yavru kuşlar her daim özgür olmak istiyorlar ya bu yüzden seçenekler sunmalıymışız yavru kuşlara elmanı ye yerine elma mı yersin kuşum havuç mu?? diyerek kontrolün onda olduğu hissi yaratılmalıymış(işte bu en iyi başardığım şey öylesine kontrolü eline geçirdi ki benim çakma chakie chanim uydusu gibi geziyorum etrafında)
Özetle relaksssssssssss relakssssssss ommmmmmm;)bu azimle yakında üçüncü gözümü de açarsam şaşmayın olur mu:)
iç ses:yaa geldim 32 yaşıma bu hatunun da 32 yaş sendromu var gitmeyin üstüne dese ya birileri huuuu kime söylüyorummm
kaynak:a-hekim dergisi yazan gonca bölük
28 Ekim 2009 Çarşamba
BABY EİNSTEİN.....KOMİK OLMAYIN LÜTFEN
Bebek ve çocuklar için üretilen elektronik araçlar pazarının ilk oyuncularından biri olan Baby Einstein tüketicilere geri ödeme yapmaya hazırlanıyor.
Geçen gün Hürriyet gazetesinde okuduğum bu habere gülsem mi ağlasam mı.El kadar bebeleri televizyon,bilgisayar karşısında saatlerce oturtup sözde zekasının gelişebileceğine inanan annelere mi güleyim;çocuklarımızın üzerinden eğitici!,zeka geliştirici! bu oyuncağı alırsan çocuğun bin kaplan gücünde zekası olur diyen üreticiyemi söveyim....bilemedim ki
1997 yılında kurulan ve pazar lideri haline gelen Baby Einstein 2004 yılından bu yana sattığı videolar için 15,99 dolarlık para iadesi yapacak. Pazarın yüzde 90’ına sahip olduğu düşünülen Baby Einstein şirketinin senelik 200 milyon dolarlık satış yaptığı bildiriliyor. 2001 yılında Disney tarafından satılan alınan şirket kitap, oyuncak ve “Baby Mozart”, “Baby Shakespeare” ve “Baby Galileo” gibi videolar ile büyümüştü.
Amerikan Pediatri Akademisi’nden yapılan “2 yaş altı çocuklar için ekranın zararlı olduğu” açıklamasına rağmen 2003 yılında yapılan bir araştırma ile 6 ay ile 2 yaş arasındaki her 3ABD’li bebekten 1’i için en az bir “Baby Einstein” videosu alındığı ortaya çıkmıştı. 2006 yılında Federal ticaret Komisyonu’na başvuru yapan grup Disney ve pazarın öncülerinden Brainy Baby (Akıllı bebek) şirketini eğitim konusundaki iddiaları yüzünden şikayet etti. Bunun üzerine şirketler videoların “eğitici” olduğunu yönündeki sloganlarını sonlandırdı. Bunu yeterli görmeyen grup davalarını geçen sene de sürdürdü. 2004 yılından bu yana satılan videolar için geri ödeme yapılması için bastıran grup Disney’e karşı dava açacağını bildirdi.
Amerikan Pediatri Akademisi’nden yapılan “2 yaş altı çocuklar için ekranın zararlı olduğu” açıklamasına rağmen 2003 yılında yapılan bir araştırma ile 6 ay ile 2 yaş arasındaki her 3ABD’li bebekten 1’i için en az bir “Baby Einstein” videosu alındığı ortaya çıkmıştı. 2006 yılında Federal ticaret Komisyonu’na başvuru yapan grup Disney ve pazarın öncülerinden Brainy Baby (Akıllı bebek) şirketini eğitim konusundaki iddiaları yüzünden şikayet etti. Bunun üzerine şirketler videoların “eğitici” olduğunu yönündeki sloganlarını sonlandırdı. Bunu yeterli görmeyen grup davalarını geçen sene de sürdürdü. 2004 yılından bu yana satılan videolar için geri ödeme yapılması için bastıran grup Disney’e karşı dava açacağını bildirdi.
Geçen gün Hürriyet gazetesinde okuduğum bu habere gülsem mi ağlasam mı.El kadar bebeleri televizyon,bilgisayar karşısında saatlerce oturtup sözde zekasının gelişebileceğine inanan annelere mi güleyim;çocuklarımızın üzerinden eğitici!,zeka geliştirici! bu oyuncağı alırsan çocuğun bin kaplan gücünde zekası olur diyen üreticiyemi söveyim....bilemedim ki
16 Temmuz 2009 Perşembe
KİTAPLARI SEVİYORUMMMMM
Talya henüz yeni doğmuştu ona kitap okumaya başladığımda ciddi uyku sorunları olan ,kolikli bir bebekti talya onu sakinleştiren tek şey kucağımda olup onunla bir şeyler konuşmamdı aralıksız konuşma potansiyelini bu gövdede barındırdığını sanan ben bile tıkanmıştım şarkı türkü söylemekten agucuk gugucuk yapmaktan geceler uzundu ve bir şeylerle ilgilenmem ve bir yandan da talişi ağlatmamam hatta bir küçük mucize olursada onu uyutabilmem lazımdı ve aldım elime kitabımı taliş kucağımda yüksek sesle okumaya başladım talişe ilk okuduğum kitap ise jostein gaarderin sirk müdürünün kızıydı:))))))))))ardından diğer kitaplar geldi hem rahatça kitabımı okuyabiliyor hemde talişi ağlatmadan oyalayabiliyordum...
talya 4 aylık olmuştu ve ilk kitabını almıştık 3 küçük domuzcuk (bu kitap sonraları o kadar kıymetli oldu ki taliş için )çevremdeki herkes ki buna alide dahil minicik bir bebeğin kitap okumamdan hiç bir şey anlamadığını kısacası boşuna kürek çektiğimi söylüyorlardı..ama tahmin edilen uzaylı anne inadıyla okumaya devam etmiştim hergeçen gün kitap sayımız ve talişin okuduklarıma olan ilgisi artıyordu..ilk sözcüklerinden biri hain kurt efekti çıkarmak oldu ha ha haaaaaaa:)))şu an ise 4-5 çok sevdiği kitabını sayfası sayfasına ezberledi kuzenlerine ben okumayı biliyorum diye hava bile atıyor:)
sanırım küçük bir kitap kurdu yetişiyor ...ve bunda azda olsa (ki az olduğunu mütevazilik olsun diye yazdım:))))payımın olduğunu bilmek müthiş keyifli bir duygu..
favori kitapları ise değişkenlik gösteriyor son dönemde pinguya merak saldık deli oluyor pingunun maceralarına



talişi büyüleyen şey televizyonda izlediği karakterlerin maceralarını kitapta okuyor olmak sanırım
ve bitmeyen aşkımız telettubiesler

bizim son dönemdeki favorileri kitaplarımız bunlar ancak bahsetmeden geçemiyeceğim tubitak yayınlarının erken çocukluk dönemi kitaplarınıda şiddetle tavsiye ederim aldığımız kitapçıda sadece Yavru köpek adlı kitabı bulabildik en kısa zamanda seriyi tamamlamaya çalışacağım
talya 4 aylık olmuştu ve ilk kitabını almıştık 3 küçük domuzcuk (bu kitap sonraları o kadar kıymetli oldu ki taliş için )çevremdeki herkes ki buna alide dahil minicik bir bebeğin kitap okumamdan hiç bir şey anlamadığını kısacası boşuna kürek çektiğimi söylüyorlardı..ama tahmin edilen uzaylı anne inadıyla okumaya devam etmiştim hergeçen gün kitap sayımız ve talişin okuduklarıma olan ilgisi artıyordu..ilk sözcüklerinden biri hain kurt efekti çıkarmak oldu ha ha haaaaaaa:)))şu an ise 4-5 çok sevdiği kitabını sayfası sayfasına ezberledi kuzenlerine ben okumayı biliyorum diye hava bile atıyor:)
sanırım küçük bir kitap kurdu yetişiyor ...ve bunda azda olsa (ki az olduğunu mütevazilik olsun diye yazdım:))))payımın olduğunu bilmek müthiş keyifli bir duygu..
favori kitapları ise değişkenlik gösteriyor son dönemde pinguya merak saldık deli oluyor pingunun maceralarına



talişi büyüleyen şey televizyonda izlediği karakterlerin maceralarını kitapta okuyor olmak sanırım
ve bitmeyen aşkımız telettubiesler


bizim son dönemdeki favorileri kitaplarımız bunlar ancak bahsetmeden geçemiyeceğim tubitak yayınlarının erken çocukluk dönemi kitaplarınıda şiddetle tavsiye ederim aldığımız kitapçıda sadece Yavru köpek adlı kitabı bulabildik en kısa zamanda seriyi tamamlamaya çalışacağım
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
































