Paylaşmam lazım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Paylaşmam lazım etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Kasım 2013 Cuma

KUZUM

Ah be kızım nelere sarsam sarmalasam seni de kimseler incitemese.Arkadaşın senden düşük not aldı diye,en az onun kadar üzülmesen.Bir daha ki sınavda daha düşük almalıyım ki arkadaşım üzülmesin demesen.Evrim teorisini okuduğun kitabından anlayabildiğin kadarını, arkadaşına anlatmaya çalışırken "sen müslüman değilsin" diye dalga geçen çocuğa" sana ne "diye bilsen.O gözyaşlarını akıtmasan gül yüzüne.Okul alışverişin sırasında, o gösterişli çantayı almak yerine arkadaşlarım kıskanır diye en sadesini seçmesen,daha az incinsen azcık da incitmeyi öğrensen.Hiç üzülmesen,hiç ağlamasan ne olurdu be yavrum....

16 Mayıs 2012 Çarşamba

EYÜPCAN'IN YAŞAMA HAKKINA SAHİP ÇIK! ONUN HİKAYESİNİ SEN DE PAYLAŞ!



Eyüpcan Özkaya 4 yaşında, bütün organlarının büyümesine yol açan Mukopolisakkaridoz Tip 2 hastası. Eyüpcan, tanısının koyulduğu 2009 yılından itibaren hastalığın ilerlemesini ve organ büyümesini yavaşlatan, yaşam süresi ve yaşam kalitesi açısından çok önemi olan Elaprase adlı ilacı kullanmaya başladı. İthal bir ilaç olan, çok zor bulunan ve 80.000 euro fiyatı olan Elaprase isimli ilacı, SGK karşılamaktaydı.

Geçen sene, Resmi gazetede yayınlanan Sosyal Güvenlik Kurulu Sağlık Uygulama Tebliğ (27532 sayılı Resmi Gazete) ile mevzuat değişti ve bu hastalığa sahip bireylerde ‘ileri derecede zeka geriliği olan hastalarda tedaviye başlanmaz, tedaviye başlanmışsa sonlandırır’ ibaresi ve bu ibareye belirli kriterler getirildi. Bu kriterlere göre, bu hastalığa sahip ve iq seviyesi 60’ın altında kalan bireyler için bu ilacın karşılanması sgk tarafından durduruldu.

Eyüpcan mart ayında, mevzuat gereği teste sokuldu. Bu test, mevzuatta da 72 aylıktan küçük çocuklarda uygulanması gerektiği belirtilen Denver Gelişim Envanteri’ydi. Eyüpcan’a, işitme engeli bulunan bir çocuğa uygulanmasının ve sağlıklı sonuç alınmasının mümkün olmadığı Denver Gelişim Envanteri, işitme engelli bir çocuk olmasına rağmen uygulandı ve skandal bir biçimde; esasen bir zeka testi olmayan ve hesaplamasında iq puanı elde edilemeyen Gelişim Envanterinin ‘sonucu’ ailesine iq=50 olarak belirtildi ve Eyüpcan’ın ilacı kesildi.

Yaşanan tuhaflıklar, uygulamanın sorunlarıyla bitmiyor. Mevzuat değişikliğinin içeriğindeki ‘ileri düzeyde zeka özrü’ ve ‘iq’nun 60’ın altında olması’ ifadelerinin bilimsel olarak da bir anlamı bulunmamaktadır. Zeka aralığı sınıflamasına göre, ‘ileri düzeyde zeka geriliği’, iq puanı 0 ile 24 arasında olan bireyler için kullanılmaktadır. İq puanı 60’ın altında, örneğin 55 olan bir birey, hafif derecede zeka geriliğine sahiptir, bu bireylerin bir çoğu akranları kadar hızlı öğrenememekle birlikte okula gidebilir, kendine bakabilir, sosyal kuralları öğrenebilir ve yaşamını bağımsız olarak sürdürebilir durumdadır.

Mevzuatın içeriğinde ve uygulamada oluşan tüm bu aksaklıkları, bir sağlık sisteminin, insani değerleri gözardı ederek yürütülme ısrarında, sonuçlarının ne kadar ölümcül olabileceği ile ilgili paylaşıyoruz.

Tüm bu tutarsızlıkların dışında, esas olarak, bu mevzuatın önerdiği çözümün sağlık çalışanlarınca ve kamuoyunca, yasa koyucularla birlikte tartışılması gerekmektedir.

Açık açık ‘Değerlendirme sonucuna göre ileri derecede zeka özrü saptanmayan hastalarda tedaviye başlanır. İleri derecede zeka özrü saptanan hastalarda tedaviye başlanmaz, tedaviye başlanmışsa sonlandırır.’ öneren bir mevzuat, zihinsel gerilik saptadığı hastaların daha uzun süre yaşamalarını sağlayacak ilacı kesmeyi önerirken, bu hastalığa sahip zihinsel engelli bireyleri ölüme terketmektedir. Bu, insanın sağlık hizmetlerinden yararlanma ve dahası yaşama hakkını elinden alan, baştan aşağı ayrımcı bir duruştur, bir ülkenin sağlık sisteminin bir parçası olması utanç vericidir.

Yaklaşık 3 aydır ilacını alamayan Eyüpcan’ın yaşamsal fonksiyonları gittikçe kötüleşmektedir. Diğer bütün yolların dışında, mümkün olduğu kadar çok insanın bu süreci bilmesi, onun ve onun durumunda olan yüzlerce çocuk için, bir umuttur.

Eyüpcan’ın yaşamının elinden alınışını görmezlikten gelmeyin. Onun yaşam hakkına siz de sahip çıkın. Paylaşabildiğiniz her yerde onun hikayesini paylaşın!

http://www.haberturk.com/saglik/haber/738421-iq-rezaleti
http://www.birgun.net/actuels_index.php?news_code=1337074326&year=2012&month=05&day=15

https://www.facebook.com/events/450831138265956/451552938193776/

13 Nisan 2012 Cuma

23 Şubat 2011 Çarşamba

ANADOLU'NUN İSYANI


Anadolu'nun İsyanı from Anadoluyu Vermeyecegiz on Vimeo.

Duymadım, görmedim, bilmiyorum diyenler için Anadolu’daki dere ve doğa katliamı belgelendi…
Enerji ve kalkınma politikalarının doğa ve akarsular üzerindeki olumsuz etkisini ve halkın bu yatırımlara karşı tepkisini gözler önüne seren ‘Anadolu’nun İsyanı’ adlı film rekora gidiyor. 

Herhangi bir kar amacı güdülmeden konuya duyarlı insanların gönülden destekleriyle tamamlanan film, HES’lere karşı Anadolu’da verilen mücadeleyi bizzat onların ağzından anlatıyor.

Hidroelektrik santrallerin (HES) doğa ve kırsalda yaşayan insanlar üzerindeki olumsuz etkilerini ve HES yatırımlarına karşı verilen mücadeleleri anlatan ‘Anadolu’nun İsyanı’ adlı kısa film gönüllü desteklerle ve kolektif bir çalışma sonucu ortaya çıkarıldı. 

Anadolu’nun dört bir yanında devam eden HES çalışmalarının yıkıcı etkisine dikkat çeken film Akdeniz’den Karadeniz’e, Doğu Anadolu’dan Ege’ye kadar 20 bin kilometre yol kat edilerek çekildi. 

İnternet üzerinden indirilebilen, çoğaltılmasına ve dağıtılmasına, festival ve toplu gösterimler için özel izin alınmasına, kullanılmasına herhangi bir kısıtlama konulmayan film, Anadolu derelerinin özgür akması için mücadele edenlere adandı.

Üç gün içerisinde 50 bine yakın izleyiciye ulaşan filme dileyen herkes sosyal paylaşım sitelerinden, 

anadolunehirleri.org/​tr.html, 
anadoluyuvermeyecegiz.net
vimeo.com/​vermeyoz/​film adreslerinden ulaşabiliyor. 

Filmin en kısa sürede 7 dilde çevirisi bekleniyor ayrıca, önümüzdeki aylarda filmin uzun metrajlı halinin de yayınlanması söz konusu.

Filmle ilgili yapılan açıklamada, şunlar söylendi:
“Bizlerin doymak bilmeyen tüketim alışkanları ve ihtiyaçlarının doğa üzerindeki yıkıcı etkisi her geçen gün biraz daha artıyor. Hiç haberimiz olmasa da, umursamazsak da, gitmesek de, görmesek de bizim bu yaşam biçimimizin bedelini birtakım canlılar, insanlar ödüyor. Bu film; bir yandan Anadolu nehirleri ve doğası için verilen mücadeleleri anlatırken, bir yandan da şehirlerde hiçbir sorun yokmuş gibi yaşamaya devam eden insanlara ayna tutmak ve bu soruna ortak etmek için hazırlandı. Unutmamız gerekiyor ki, bu ateş sadece düştüğü yeri değil tüm canlı yaşamını yakacak. Bu gerçeğin fakına varanlar Nisan ayında tüm Anadolu’dan Ankara’ya doğru yürümeye başlayacak. Bu yürüyüşe katılmak ve destek vermek hepimizin yaşama karşı ortak sorumluluğudur.

Filmin indirilmesi, çoğaltılması ve dağıtılmasında hiç bir sakınca yoktur.

Anadolu'nun tüm canlılarına armağan olsun..''

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails