talya bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
talya bebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
15 Nisan 2011 Cuma
Siz nasıl uyuyorsunuz?
Aslında hikayemiz tamda olması gerektiği gibi başlamıştı.Doğduğu günden beri önce bizim odada kendi yatağında 10 aylık olunca da kendi odasında uyuyordu.Uyuyordu derken kafanızda gece yatan sabah kalkan bir çocuk canlanmasın bildiğiniz tilki uykusu.Gecede kaç kere kalktığımızı anımsamıyorum bile.İlk aylar kolik faciası yaşadığımızdan uyku düzeni oturtmak gibi fani işler çok da umurumuzda değildi.Tek isteğimiz ağlatmadan,ağlamadan durmasıydı.4 aydan sonra kolik bitmiş uykusuzluk kalmıştı yadigar.
Ama inatla yanımıza almıyor,ayakta kucakta sallamıyor uyuması için sabırla bekliyordum.Ferber yöntemini uygulamaya karar verdiğimizde ise kuzu neredeyse 6 aylık olmuştu bile.İlk denemede soluksuz kalana kadar ağladı.Bebek telsizini kapattığım yetmiyor gibi kulaklarımı bile kapatmıştım. Taki ağlamaktan kusana kadar.Yavrumu o halde gördüğümde ise uyumazsa uyumasın yemişim ferberini deyip o defteri bir daha hiç açılmamak üzere kapattım.
Artık Talişin uyku düzenine hepimiz alışmıştık.Biliyorduk ki Talya uyumayı sevmiyor zorlamamaya karar verdik bu karar ikimize de iyi geldi.Ben fırsat buldukça uyuyor gece süren uzun mesai için güç toplamaya çalışıyordum.
10 Aylık olduğunda ise odasında uyumaya başladı Taliş.Yatağımızın odamızın sadece bize ait olduğu o mesut günler çok da uzun sürmedi ne yazık ki.1,5 yaş civarında yatağında ki korkulukları çıkarmamızla beraber bizim fındık faresi gecenin ilerleyen saatlerinde sessizce odamıza geliyor, yatağımıza tırmanarak sabahlara kadar deliksiz uyuyordu.Yaptığımız İstanbul seyahatlerinde aynı yatakta uyumamız bu durumu daha da pekiştirdi.
Mutlu mesut sabahlara kadar uyuduğunu görünce tek başına uyumaya hazır değil kararını verip çok da müdahil olmadık bu uyku seramonisine.
Kör topal, kah kendi yatağında, kah bizim yatakta bu günlere geldik.Artık 4 yaşına gelen kuzunun hala bizimle yattığını söylememe bilmem gerek var mı?.Kendi yatağında uykuya dalsa bile gece 3 civarında bebekliğinde ki gibi sessizce yatağa sıvışıveriyor cüce.Ardından başlıyor yatakta bir savaş, yorgan ani bir manevrayla üstümüzden ayak ucuna itiliyor.Ayağı kaşınıyor,susuyor,çişi geliyor,kitap okutmak istiyor,korkunç ürya lar görüyor.Ben topu babasına atıp onun yatağına geçiyorum.ama bu bile durdurmuyor cüceyi hop bu sefer kendi yatağında totomun dibinde bitiveriyor.Sabaha kadar evin tüm yataklarını kanepelerini geziyoruz maaile.
Bununla ilgili okuduklarım ise beni şok ediyor.Kimileri anne baba yanında uyuyan çocukların kendilerine güvensiz,psikolojik sorunları olan bireyler olacağına neredeyse emin bir şekilde aman haa diyerek parmak sallıyor.Diğer grup ise henüz yalnız uyumaya hazır olmadıklarını anne baba yanında uyumalarının tam tersine çocuğa güven verdiğinden dem vuruyor.
Ben ise aldığım ve uygulayamadığım kararlar arasına" Talişi kendi yatağında uyutmaya çalış" maddesini de ekliyorum.Ama merak etmeden de duramıyorum acaba kaç yaşına kadar yatacak yanımızda?
22 Mart 2011 Salı
2 RESİM ARASINDA Kİ 7 FARK
Ben öyle istikrarlı,aldığı tüm kararları uygulayabilen,kuralları ve keskin çizgileri olan annelerden olmadım,olamadım.Olmayı istedim mi?Hem de nasıl.Çocuklarını el kadarken ayrı odalarda uyutmayı başaran,uyuturken asla ve katta sallamayan,bilmem kaç yaşına kadar televizyon seyrettirmeyen,sağlıklı besleyen ,şeker yerine pekmezle tatlandırılmış kekleri ile kar kış demeyip gittikleri parkta çocuk besleyen annelerin hastasıyım.
Bizde ise benim bu hiç bir işte istikrar sağlayamama halim yüzünden, alınan tüm kararların yürürlük süresi maksimum 1 hafta sürdü.Bebek sallanmayacak kararı mı alındı. 1 hafta ancak direnebildim.Saatle mi uyutulacak.O hafta kesin dışarı çıkıldı veya birileri geldi. Hopp bizim aynı saatte uyutma kararı rafa kalktı.Benim bu karar alıp uygulayamama halimi Ali bile o kadar kanıksadı ki ,bundan sonra ...... yapılmayacak dediğimde tartışma gereği bile duymadan hemen kabul eder oldu.Nasıl olsa aldığım bu kararı uygulayamayacaktım ee o zaman ne gerek vardı ki tartışmaya.
Keskin çizgilerimin olduğu yegane şey yedikleri oldu bu zamana kadar.Olabildiğince dikkatli olmaya çalışıyordum.Doğduğu günden beri maksimum iştahla ve geline bilinen en üst kiloyla büyüyen bir çocuk için yeme demenin ne kadar zor olduğunu anlatamam.Jan janlı paketlerde satılan her şey bizim için tü kaka.Market alışverişinde Talya ile birlikteysek almasına izin verilen bir tane çikolatayı milli servet taşır gibi taşıyışı ise görülmeye değer.O kadar mutlu oluyor ki marketteki reyon görevlisinden kasada ki kasiyere kadar çikolatasını gösterip duruyor kuzum.
Bir kaç gün önce olağan park ziyaretinin ardından alış veriş için marketin yolunu tuttuk.Talişin elinde çikolatası hoplaya zıplaya kasaya geldik.Önümüzde Taliş yaşlarında bir oğlan çocuğu ile annesi de aldıklarını kasadan geçiriyor.O kocaman market arabası ağzına kadar abur cubur dolu. Gözlerim yuvalarından fırlayacak kadar şok geçirmiş haldeyim.Abartısız Talya'nın 5 yılda yiyebileceğinden daha fazla abur cubur var arabada.Benim fark ettiğim bu anormalliği Talya'nın fark etmemesi tabi ki imkansız.Talya hipnotize olmuş gibi sadece alınanlara bakıyor.Ardından elinde ki çikolataya gözü takıldı.Bir anda elindeki çikolatanın nasıl küçücük kaldığını ve anlamsızlaştığını fark ettim.
Bana doğru dönerek,
- anne bunlar zararlı değil mi niye onlar bunlardan almış.
Hadi bakalım Gülay, önde hatun kişi bizi dinlerken cevap ver bakalım ne diyeceksin.
-Eee şey Talya'cığım .....sonra konuşalım olur mu?
-ama sen bana bunlardan hiç almıyorsun bende .... istiyorum
-Tamam Talyacım sonra alalım olur mu?
-Hayır şimdi istiyorummmmmmm!!!!
O sırada gözüm marketin camından yansıyan görüntümüze takıldı.Elimizde tam buğday ekmeğimiz ve sağlıklı yiyeceklerimizle tostos ana kız ve abur cubur ve kalori bombalarıyla mankenlere taş çıkaran ana-oğul.......
Bu işte bir yanlış var ama ne? O gün bu gündür düşünüp duruyorum.Cidden yanlış kimde yahu....
Bizde ise benim bu hiç bir işte istikrar sağlayamama halim yüzünden, alınan tüm kararların yürürlük süresi maksimum 1 hafta sürdü.Bebek sallanmayacak kararı mı alındı. 1 hafta ancak direnebildim.Saatle mi uyutulacak.O hafta kesin dışarı çıkıldı veya birileri geldi. Hopp bizim aynı saatte uyutma kararı rafa kalktı.Benim bu karar alıp uygulayamama halimi Ali bile o kadar kanıksadı ki ,bundan sonra ...... yapılmayacak dediğimde tartışma gereği bile duymadan hemen kabul eder oldu.Nasıl olsa aldığım bu kararı uygulayamayacaktım ee o zaman ne gerek vardı ki tartışmaya.
Keskin çizgilerimin olduğu yegane şey yedikleri oldu bu zamana kadar.Olabildiğince dikkatli olmaya çalışıyordum.Doğduğu günden beri maksimum iştahla ve geline bilinen en üst kiloyla büyüyen bir çocuk için yeme demenin ne kadar zor olduğunu anlatamam.Jan janlı paketlerde satılan her şey bizim için tü kaka.Market alışverişinde Talya ile birlikteysek almasına izin verilen bir tane çikolatayı milli servet taşır gibi taşıyışı ise görülmeye değer.O kadar mutlu oluyor ki marketteki reyon görevlisinden kasada ki kasiyere kadar çikolatasını gösterip duruyor kuzum.
Bir kaç gün önce olağan park ziyaretinin ardından alış veriş için marketin yolunu tuttuk.Talişin elinde çikolatası hoplaya zıplaya kasaya geldik.Önümüzde Taliş yaşlarında bir oğlan çocuğu ile annesi de aldıklarını kasadan geçiriyor.O kocaman market arabası ağzına kadar abur cubur dolu. Gözlerim yuvalarından fırlayacak kadar şok geçirmiş haldeyim.Abartısız Talya'nın 5 yılda yiyebileceğinden daha fazla abur cubur var arabada.Benim fark ettiğim bu anormalliği Talya'nın fark etmemesi tabi ki imkansız.Talya hipnotize olmuş gibi sadece alınanlara bakıyor.Ardından elinde ki çikolataya gözü takıldı.Bir anda elindeki çikolatanın nasıl küçücük kaldığını ve anlamsızlaştığını fark ettim.
Bana doğru dönerek,
- anne bunlar zararlı değil mi niye onlar bunlardan almış.
Hadi bakalım Gülay, önde hatun kişi bizi dinlerken cevap ver bakalım ne diyeceksin.
-Eee şey Talya'cığım .....sonra konuşalım olur mu?
-ama sen bana bunlardan hiç almıyorsun bende .... istiyorum
-Tamam Talyacım sonra alalım olur mu?
-Hayır şimdi istiyorummmmmmm!!!!
O sırada gözüm marketin camından yansıyan görüntümüze takıldı.Elimizde tam buğday ekmeğimiz ve sağlıklı yiyeceklerimizle tostos ana kız ve abur cubur ve kalori bombalarıyla mankenlere taş çıkaran ana-oğul.......
Bu işte bir yanlış var ama ne? O gün bu gündür düşünüp duruyorum.Cidden yanlış kimde yahu....
27 Ocak 2011 Perşembe
GAZLI BEBEĞE İLAÇ
Talya kolikli ve gazlı bir bebekti.Neler denemedim ki o kolik krizlerinde acı elma yağları,masajlar,evde ki bilumum ses çıkaran elektrikli eşyalar(saç kurutma makinası,çamaşır makinasının sıkma programı,davlumbaz)termal su torbaları....ama hiç biri nihai bir çözüm olmamıştı.Doktorumuz gazı için çok zor durumda kalır isek Zinco adlı damlayı kullanmamızı salık vermişti. Mini minicik bir bebeğe bitkisel kökenli bile olsa ilaç vermek fikri beni iğreti ettiği için uzun süre kullanmamakta direndim.O süreçte bebeği olan anneler mucizevi bir ilaçtan bahsedip duruyorlardı.Öylesine etkiliydi ki en korkunç gaz sancılarını bile şıp diye kestiği söyleniyordu.Doktoruma içten içe kızıyordum madem böyle bir ilaç vardı neden bize bu ilaçtan hiç bahsetmemişti ki.Hemen doktorumuzu aradım.Aman doktor derdime bir çare diyerek.Talya'nın genel durumundan bahsettikten sonra ilacı sordum.Bu ilacın Türkiye'de ruhsatlı olarak satılmadığını,güvenilirliği konusunda ise bilgi sahibi olmadığı için önermeyeceğini söyledi.En fazla 3 ay bu sıkıntıyı çekeceğimi minik kızımın dış dünyaya adapte olma sürecinde yapacağım en doğru şeyin onu sevmek ve sakinleştirmek için ona dokunmak,ninniler söylemek olduğunu söylemişti.
Öyle de oldu.Her ağladığında,her kriz anında kucağıma alıp ninniler söyledim minik bebeğime.Bol bol emzirdim.Büyüdükçe ağrıları,ağlama krizleri geride kaldı.
Tüm bunları neden mi anlatıyorum? Bugün gazetede okuduğum bir haber yüzünden.Bahsi geçen o mucizevi ilacın ruhsatsız olarak satıldığını anadolunun küçük bir ilinde ki herhangi bir çocuk hekimi bilirken bunun sanki yeni olmuş bir olay gibi algılanması ve aşağı yukarı her çocuk hekiminin çok rahat bir şekilde bu ilacı reçetelendirmesi beni şaşırtan.
Haberin tamamını okumak isteyenlere linki burada
Öyle de oldu.Her ağladığında,her kriz anında kucağıma alıp ninniler söyledim minik bebeğime.Bol bol emzirdim.Büyüdükçe ağrıları,ağlama krizleri geride kaldı.
Tüm bunları neden mi anlatıyorum? Bugün gazetede okuduğum bir haber yüzünden.Bahsi geçen o mucizevi ilacın ruhsatsız olarak satıldığını anadolunun küçük bir ilinde ki herhangi bir çocuk hekimi bilirken bunun sanki yeni olmuş bir olay gibi algılanması ve aşağı yukarı her çocuk hekiminin çok rahat bir şekilde bu ilacı reçetelendirmesi beni şaşırtan.
Haberin tamamını okumak isteyenlere linki burada
20 Ekim 2010 Çarşamba
TADİLAT,KÜFÜR VS..
İnsan nereye kaçarsa kaçsın kaderini de beraberinde götürür-müş.Yaş oldu 33 ve bu tez bir kez daha doğrulandı.Ben tadilat,inşaat vs işlerinden köşe bucak kaçmaya çalışmam nafile,gelir beni bulur bu alengirli işler.
Yeni ev süper, heyoo nidaları ev sahibemizin;
-Çok şanslısınız Gülay Hanımcığım çok bizde evin dış cephesini boyatmaya karar verdik
demesiyle son buldu.
Ulen abartma altı üstü dış cephe demeyiniz başta bende böyle bir yanılgı içine düşmüştüm.Taaki 1 hafta önceye kadar.Sabahın kör vaktinde rüyamda kara yağız bir delikanlı en acıklı sesiyle türkü çığırıyordu.Gözlerimi hafifçe araladım alla alla sesi hala duyuyorum vay anasını ne rüyaymış görüntü gitti ama sesi hala kulaklarımda demeye kalmadı ki yatak odamın camından bize bakmakta olan bir çift gözle karşılaştım.Sana geliyorum allammm nidalarıyla koca kişisini uyandırdım
-Camdan adamın biri bizi dikizliyor, valla yaa bi baksana, saçmalamıyorum ne bileyim nasıl çıkmış .... tamam be ne gülüyorsun unutmuşum işte ustaların geleceğini....
İşte böyle başladı efem bizim ustalarla maceramız.Yağdı yağmur,çaktı şimşek derken iş uzadı da uzadı.Bitti mi pek tabi ki hayır evde tüm pencereler,panjurlar kapalı halde gündüz mü gece mi anlayamadan yaşayıp gidiyoruz 1 haftadır.Peki arkalarında bıraktıkları enkaz...arka balkona çıkmak gibi bir gaflette bulundum biraz önce sanki tüm inşaat pisliğini sırf gıcıklık olsun diye bizim balkona atmış adamlar.Sırf balkon ve cam için eve yardımcı kadın alan ben ya allah deyip sıvadım paçaları...sonuç tutuk bir bel ama temiz bir balkon:)
Not:Buradan müheahhitlere,mimarlara,inşaat mühendislerine seslenmek istiyorum.Azizim şu koca koca balkonlara birde musluk koysanız da bu kadıncağızların kova ile su taşıyıp balkon yıkama ezası son bulsa.Valla sırf bu yüzden bel fıtığı olan kadınlar var:)
Gelelim Talyalı havadislere geçen cumartesi maaile bizim portakallı evde buluşuldu.Maksat tüm aile yanyana keyifli bir hafta sonu geçirmektir.Yemekler yenilir,çaylar eşliğinde terasta babaanne,hala ve anne bermuda şeytan üçlüsünü kurup dedikodunun dibine vurduğu sıralarda.Talya cücesi ders çalışmakta olan kuzenine çeşitli tacizlerde bulunmaktadır.Odanın ışığını kapatıp açar,kalemini alıp saklar,kağıt ister...vs vs.Kuzen ise önce sabırla yapma etme dese de onun da bir sabrı vardır en son kolundan tutup Talyayı odadan atmaya çalışır ki Taliş den günün veciz sözü duyulur s....git ökçe !!!!!!!!!diğer kuzenin kahkahalarını duyan anne ise ulen orada neler dönüyor bir bakayım diye içeri girer.Özge ne dedin Talya çok ayıp diye Talişe ders vermeye çalışırken anne yanağının içini ısırmak suretiyle gülmesini bastırmaya çalışmaktadır.Olayı diğer kuzenden duyan ev ahalisi de şaşkınlıkla gülmeye başlar.Talya ise kuzenine dönüp
-bak ayıp değil ayıp olsa gülmezlerdi
deyip kaçmaya çalışır ama anneden kaçış yoktur..Anne;
-Talya çok ayıp bir kelime bu bir daha duymak istemiyorum...
-Ama anneee sen duydun mu dediğimi
-Hayır duymadım
-iyi o zaman ben de demedim öyle ayıp kelime
-!!!!!!!!!!!!!!!!
Neyse ki ev ahalisi de ilk şok ve kahkaha krizini atlatıp söylediğinin ne kadar yanlış olduğunu Talişe anlatarak olayı tatlıya bağlarlar.Ve Talya'nın ilk küfürü olarak tarihteki yerini alır:)
Not:Evet küfür eden bir hatunum.Ne kadar Talya nın yanında söylediklerime dikkat etmeye çalışsam da demek ki ağzımdan kaçıveriyormuş arada.Resimde ki şahaneler ise portakallı evimizin bahçesinde ki zeytinler.Konuyla hiç bir alakası bulunmamakla beraber sırf blog yazarının canı istedi diye postta ki yerini almıştır;)
3 Haziran 2010 Perşembe
BEN DEPRESYONDAYKEN
Unutmamak için kendime hatırlatmalar...
Talya yeni doğmuş mini minik ben ise "doğum sonrası depresyonu da neymiş şekerim ben ve depresyon hadi oradan" diye totom havalarda gezinirken ota moka ağlarken buldum kendimi....zaten gözyaşım akmak üzere her daim hazırda bekler ama bu öyle böyle bir şey değil burnum akıyooo diye ,her gün et yiyoruzz diye(kurban bayramı yeni geçmişti de:)),çayım çok demli diye ağlamışlıklarım çoktu geçmişte ama bu ağlama hissim bir başkaydı ;şöyle ki her an ağlamaya hazır gezer mi insan 24 saat işte tam da öyleydim....ardından takıntılarım başladı en çok da hijyen takıntısı,komidinin başında antibacteriel jeller,antibacteriel ıslak mendiller...banyoda antibacteriel sabunlar talya emzirilecek mi eller önce bir güzel yıkanıyor,ıslak mendillerle siliniyor,kucağa mı alınacak koştur lavaboya artık ellerim öyle bir hale geldi ki inanılmaz.... kurumaya bağlı çatlaklardan kan akmaya başladı ama beni bu yıldırırmı aslaaaa ölsün mikroplar amanın her yer pis her yer bakteri dolu....
Ali hastaneden eve geliyor aklıma gelen ilk şey "amanın tüm gün hastalar pis yerler mikroplar" elimden gelse kapıda dezenfekte edeceğim adamı....
Tabiiki bu hijyen takıntımın doğal sonucu Talişi yatak odam dışında hiç bir yere çıkarmıyorum aylardan ocak odanın ısısı 31 derece kalorifer bir yandan ,ısıtıcı diğer yandan çalışıyor, sahneye yeni çıkmış popçulara verilen duman gibi odanın içi buhar makinası sayesinde:)İşin en komik yanı ise kimselere de müdahale ettirmiyorum etmeye kalkanı ise en saldırgan halimle geri püskürtüyorum buna Ali de dahil...Talişin vücudunda kızarıklıklar çıkmaya başlıyor sıcaktan Ali isilik diyor çünkü oda inanılmaz sıcak ben inat ediyorum
-ne isiliği alla alla benden iyi mi bileceksin"toksik eritem" bu....okuyorum ya her moku her şeyi ben bilirim hem sen çocukçu musun nereden bileceksinn
Üstüne üstlük bir de kolik olmuyor mu Talya amanın Talya ağlar ben ağlar Ali;
-hadi tatlım sen dinlen ben ilgilenirim Talya ile
bendeki ağlama artık höykürmeye dönüşür
-sen ne demek istiyorsun ben kötü mü anneyim susturamaz mıyım çocuğumu onu ben doğurdum bennn
Ali'nin annesi
-kızım mama hazırlayalım bak çocuk açtır belki
-hayır efendim aç falan değil alla alla yaa aç olsa ben bilmez miyimm çocuk benim çocuğumm gidin odadan ben sustururum bebeğimi ühü hüüüüü
Birde her gün banyo yapacak Taliş de nasıl ?zaten o zaman da anadolunun en temiz en şeker ilçesindeyiz musluklarından su içilebilen nadir yerlerden biri ama benim mikrop bakteri takıntım yüzünden her allahın günü o su 15 dakika fokur fokur kaynıyor,ılıyor,oda ısısı yükseltiliyor,havlular ısıtılıyor büyük bir seremoni ile Talya banyo yapıyor...
Bu durum yaklaşık 2-2,5 ay sürdü taaki bir arkadaşımın emri vaki yapıp Talişin odasına girdiği ana kadar. Gözümün içine baka baka talişi kucakladığı gibi oturma odasına doğru yola çıktmaz mı!!! ben çaresiz,ben ağlamaklı Ali'nin gözlerinin içine bakıyorum bir şey desin durdursun dönelim odamıza ama ıııhhh yok (tabii bilmiyorum o zaman arkadaşları çağıranın yardım isteyenin Ali olduğunu)Talişi aldı veee üçlü koltuğun üzerine bıraktı allahım nefesim kesilecek oraya insanların poposu değiyor o popo her yere değiyor banklara,yerlere şimdi ise orada kızım yatıyor delireceğim ama 3 e karşı birim ve direncim kırılmak üzere tatlı sert bir azarla kendime getirilmeye çalışılıyorum ama tek düşündüğüm kızımı oradan alıp odamıza,sığınağımıza,kozamıza,dönmek.Orada,o koltukta 2 aydır uyumadığı uykusunu uyudu Talya...o kadar rahat o kadar huzurlu uyudu ki inanamadım...neredeyse sabahlara kadar oturan kızım uyuyordu.Mucize gibi....
O gün Talya ve benim için milat oldu anlamıştım ki ben depresyondayım ve bebeğimi korumak isterken aslında ona zarar veriyorum..Sandığımdan daha güçlü,daha dirençliydi kızım.Tüm bu manyaklıklarıma,anksiyetik halime rağmen hep mutlu bir bebek oldu uykusuz ama mutlu :)
Devamı gelecek....
10 Nisan 2010 Cumartesi
TALYA BEBEK (EMZİRME SAVAŞLARI )
.
Blog dünyası ile tanışmam çokk eskilere dayanmıyor gördüğünüz üzere taze blogger sayılırım o sebeptendir ki talişin bebekliği ile ilgili hiç anımı sizlerle paylaşmadığımı fark ettim.
Ben hayatta lohusalık sendromu yaşamam o da ne yaff derken allahını yaşamış bir taze anne olarak ilk savaşımı talişi emzirirken yaşadım.Benim cücük 4,500 kiloluk bir tosuncuk olarak dünyaya merhaba dedi.İlk doktor kontrolünde doktorun bıngıldağını muayene etmek için elini kafasına koyduğu an doktorunun parmağını yakalayıp emmesiyle doktorumuzun acı gerçeği tokat gibi yüzüme vurması bir oldu
-siz bu bebeği nasıl doyuracaksınızzzz
nasıl yaniiiiiii????????
evet yaa ben bu bebeği nasıl doyuracağım,zati hastanede tostos bebek olarak doğduğu,benim sütümde henüz gelmediği için hipoglisemiye girmesin diye 2 saatte bir kan şekerini ölçüp mamayla beslemişlerdi.Çıkışta ise sıkı sıkı tembih etmişti doktorumuz bu bebek aç kalmayacak diye dee ben nasıl doyuracağım.Ya allah deyip başladım emzirmeye yok süt gelmiyor ablamın elinde pompa alinin ablasının elinde ise sağ memem habire sıkıyorlar dayan gülayy bak 10 cc oldu ulen iki saattir kanayan mememi sıktınız çıka çıka bu mu çıktı.nolamazzzzzz
Ama azimliydim Talya anne sütü alacaktı 5cc de olsa farketmezz emecek başka yolu yokkk.Beynime komutu yollamıştımm da memem bu komuta uymamakta ısrarlıydı.Benim cücüğüm alması gereken kiloyu almıyor minimum 600 gr alması gereken yerde 140 gr alıyor sürekli yaka iğnesi modunda mememle bitişik yaşıyordu.
Bu duruma en büyük destek ise ailemden ve çevremden geliyorduu
arkadaş
-şekerim sütün nasıll yetiyor muu?
Alinin annesi;
-ahh yokk kızım yok gülayın sütü yok bir de inat ediyor mama verelim diyorum ona da izin vermiyor.Benim bir sütüm olurdu inanmazsın karşı duvara sıçrardı zatii(yuhhhh) Aliyi ben 4 yaşına kadar emzirdimm(çüşşş)
benn
-????????????
arkadaşş
-aaa teyzecim benimde öyleydi ek gıdasız 1 sene emzirdim resmen çeşme gibi akardı(ohaaaaa)
ben
-ühü ühü hüüüüüüüüüüüüüüüüüü benim sütüm yetmiyorrrrrr
Şakır şakır sütüm geleceğini düşünüp aldığım göğüs pedlerim açılmamış halde kutusunda bana bakarken onun yerini, pompalar göğüs kalkanları almıştı bile
Ardından koca karı tavsiyelerine başladım kilo kilo tahin helvası yeyip ardından fincan fincan ısırgan çayları arada hoşaflar yetmediiii yatmadan still tealer.İç allah iç ye allah yee doğumdan sonra verdiğim 7 kiloyu da 10 kilo alarak geri almışım kimin umurunda süt olacak can olacak kuzumaa daa değişen bir şey yok evdeki tablo ise şöyle aç-kolikli bir bebek psikopata bağlamış taze annee arada denge kurmaya çalışan biçare baba
Bu durum yaklaşık 4 ay böyle devam etti. 4 ayın sonunda biraz mama takviyesi yavaş yavaş başlanılan ek gıdalar ile Talişi sonunda doyurmayı başardık.Ancak 8 ay kadar emmek istedi Talişko 8 aylıkken çıktığımız tatilde memeye elveda dedi ne yazık ki :(oysa ne çok istedim doya doya kızımı emzirebilmeyi.Hala bebeğini emziren bir anne görsem burnumun direği sızlar.Çok şey bildiğini sanan ancak bir o kadar da yanılan ben şunu öğrenmiştim bu emzirme savaşlarımızda sütü yapan şey beynimiz kulak tıkayın herkese ve her şeye sadece sütünüzün bebeğinize yettiğini düşünün gerisini doğa ve bebeğiniz hallediyor zaten..ihtiyacınız olan bol sıvı alımı ve inanmak
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


